1 Temmuz 2009 Çarşamba

Stryper mısın mübarek

Son yıllarda Bülent Uygun hayatlarımıza bomba gibi yeniden giriş yaptı. Bizim buralarda "Laila" yerine "Lailahe illallah" vardır söylemiyle de doruğa çıktı. Daha kimbilir neler göreceğiz derken, Kaka ile sarsılmaya başladık. Pienaar gibi adamlar (God is Great) (bkz. Halil Ünal) yaptığında çoğu kimsenin haberi olmuyor belki ama Kaka, her büyük şampiyonanın başrolünde olduğundan, onun yaptıklarını görmemek imkansız hale geliyor.
Küçüktük. Lise yıllarımız. Bir gün bir arkadaş kaset çektirmiş, dinlemeye gittik. JVC marka süper bir de teyp almış, bangır bangır dinliyoruz. Grubun ismi Stryper. Albüm "in god we trust" idi. Kendimizden geçtmiştik. Sonra bu herifçioğullarının notalarını bulmalı diyerekten araştırmaya girmiş ve bulmuştuk sonunda. Ulan ne de güzel akorları varmış, gözümüz kapalı çalarız bunları derken, ister istemez şarkı sözlerine yöneldi gözlerimiz. Şarkı sözleri karşımızda öylece dururken, bu adamları nasıl sevebilirdik ki. Resmen kilise ilahileri söylüyorlardı. Sonradan öğrendik ki, sponsorları kiliselermiş. Belliydi zaten, o davulu başka türlü almalarına imkan yoktu. Adamlar resmen hristiyan misyonerleriymiş. Metalcileri hristiyanlaştırma derdindeler yani. Şimdi ne halt edeceğiz diye düşünürken arkadaşlardan biri dedi ki; "ulan bu WASP denen ırkçıları dinliyorsak, bunları da dinleriz be". Sonraki günlerde "Lonely" bizim şarkımız olsun dediğimiz bir sürü hatun olmuştu. Yani sadece müziklerine baktık, zaten o günlerde tam olarak anlamadığımız sözlerin anlamlarını çözmeye çalışmadık. Sadece müzik bizi mutlu ediyordu. Evet WASP t-shirtü giymiyorduk ama her albümünü ediniyorduk. Stryper dinleyip de, hristiyanlaşmadığımız gibi.

Kaka'nın sıkça dile getirdiği gibi, Stryper'ın solisti Michael Sweet de, o günlerde evlenmeden ilişkiye girmenin sakıncalarından sıkça bahsederdi. (Sana ne be adam sen işine baksana yahu. ) Metal müzik dünyasında krize neden olabilecek bu sözler, karı kız düşürürüm diye camiaya dahil olanlar üzerinde "biri şu adamı sustursun" etkisi yaratmıştı.
-Hayatım Stryper var mı sende.
-Bırak ya o pislikleri.
-Ama aşkım, "lonely" dinleyelim, lütfeeennn.
-Sevmiyorum ben onları, gel bak burada Slayer var, hadi gel yanıma otur da "Jesus Saves" dinleyelim.

Tabi zaman akıp geçiyor ama bazı şeyler nedense hiç değişmiyor. İnsanoğlu duramıyor demek ki. İlla ki birşeyleri başkalarına empoze etme gayretinde olmak zorundaymışız gibi. Mesela Meksika'nın o ünlü Azteca stadyumunun(Estadio Azteca) duvarlarını süsleyen resimleri görmüş müydünüz? Futbolcular yanında Papa'nın da bir portresi var.

Dünya Kupasını simgeleyen silüetler ağırlıkta ama Papa ne iş diyor insan. O kupaya sadece Papa'ya inananlar mı katılmıştı yoksa. Biz de kalkıp Meksika dalgalanması yapıyoruz. Olacak iş mi? Şimdi biz bu müslüman milleti stadyumda nasıl ayağa kaldıracağız?
-abicim neden sıra bize geldiğinde kalkmıyorsun?
-yok arkadaş, o duvardaki resim değişmeden, Meksika dalgalanması yapmam, protesto ediyorum.

Kaka. Kimine göre paraya ait, kimine göre ise İsa'ya. Güzel eşine sorsanız, "o sadece bana ait" der belki de. Tehlikeli bir iş yapıyor. Futbolunun güzelliğine gölge düşürmesine ramak kaldı ama haberi yok. En sempatik futbolcu yüzlerinden biri ama antipatik olmaya başladı. Kaka gibi futbolcuların sadece hristiyan taraftarları olamaz. Müslüman veya Yahudi olanlar da Kaka formasını sırtında taşıyabiliyorken, futbolda kazandığı saygınlığını din ile kaybedecek gibi duruyor. İşin ticari yönünden bakacak olursak da son derece hatalı bir çizgide olduğu yadsınamaz. Futbol sahaları ibadet yeri değildir. Her ne kadar bazı yerlerde stadyumların altına kilise yapılmasına müsade edilmiş olsa bile, stadyumlarda toplanmanın amacı futbol izlemektir. TV karşısındaki adam da aynı sebeple oradadır. Belki hristiyan ilahileri söylüyorlar diye Stryper dinlemeyebilirsiniz. Ama Real Madrid'i sırf Kaka yüzünden izlemeyeceğim diyemezsiniz. Ayrıca Real Madrid kendi başına oynamadığına göre, onun rakibini de izleyemezsiniz demektir bu. Galiba en çok korktuğum şey ise, Kaka kadar dinci (dindar demiyorum) olan ama başka bir dinden olan futbolcunun, onunla karşı karşıya gelmesidir. Sonrasında olacakları tahmin etmek güç olmasa gerek.

"Bu kutsal vatanın topraklarını kanıyla sulamış şehitlerimiz için oynayacağız" söylemiyle "İsa'ya aitim" söylemi benzer özellikler taşımaktadır. Futbolla uzaktan yakından alakası olmayan ifadelerdir. Tıpkı EsEs Başkanı Halil Ünal'ın "üç büyük, dört büyük yok, tek büyük var, O da Allah" söylemi gibi.
-Tek büyük varmış
-Hadi ya
-Tabii olum başkan söyledi
-O dediyse öyledir

Eğer bir parça dininiz imanınız varsa bırakın bunları, çünkü bu futbol. Dünyanın en güzel oyunu.

3 yorum:

  1. Stryper yahu! Bu yazının önünde saygıyla eğilmekle kalmıyorum, headbang de yapıyorum.

    YanıtlaSil
  2. Dinlemek isteyenler için Stryper'dan Lonely. Aynı sitede başka parçalarını da dinleyebilirsiniz.

    http://www2.mp3raid.com/search/download-mp3/3226222/stryper_lonely.html

    YanıtlaSil
  3. Aslında Kaka'nın dini duygularını göğsüne taşımasıyla bir sorunum yok. Bu ve benzeri dışavurumları psikolojik başka açılımları vardır kuşkusuz. Asıl sorun bence takım olarak sahada yapılan dini tören benzeri şey. Aynı şekilde Iraklı topçuların gol sonrası secdeye varmaları mesela. Bu törenciklerin gol sonrası çıkarılan formadan daha önemli olduğuna inanıyorum.

    YanıtlaSil