8 Mart 2017 Çarşamba

Kadın Eli

Bugün Hilmi’nin doğum günüydü. Evden çıkarken ne alayım diye düşünüyordum. Dükkanın önüne geldiğimde hala karar verememiştim. Kapıyı açıp içeri girdim. İçeride Fatih amca bekliyordu. Fatih Amca bütün ömrünü memuriyete vermiş, şimdilerde bol bol kitap okuyarak emekliliğin tadını çıkaran eski tüfeklerden biriydi. Hepimiz saygı duyar, severdik.
-Fatih Amca hoş geldin.
-Hoş bulduk evladım.
-Fatih amca kahvaltı yaptın mı?
-Yaptım yaptım.
-Bak sıcacık haşhaşlı çörek aldım. Hilmi oradan çay kap gel hadi, götürelim şunları. Çocukları da çağır, makineleri kapatıp gelsinler.
-Tamam patron.
-Ohhh. Ne güzel kokuyor değil mi Fatih Amca?
-Bu haşhaşlı çöreği anam çok güzel yapardı. Zaten kadın eli değdiğinde her şey bir başka oluyor.

Hilmi, dükkanda çalışan tayfayı toplayıp gelmişti. Dünkü yerel gazetelerden birini masanın üzerine serdiler. Fatih Amca heyecanla müdahale etti.
-O sayfayı koymayın yavrum. Başka gazete serin.
-Neden Fatih Amca?
-Görmüyor musunuz, gazetede ESES logosu var. Üzerine çay damlar, kırıntılar dökülür. Kaldır o sayfayı. Bak şunu koy.
-Bunu mu?
-Evet. O top sakallının köşesi var ya. İşte onu. Hah tamam, şimdi oldu.
Çaylar da gelince Fatih Amca söze girdi.
-Hanıma çiçek almak için çıkmıştım. Dükkanın önünden geçerken size de uğrayım dedim.
-Ne iyi yaptın. Hayırdır, doğum günü mü, yoksa yıl dönümü mü?
-Bilmiyor musunuz?
-Neyi bilmiyor muyuz? Biz nereden bilelim Fatih Amca?
-Yani siz bugünün anlamını bilmiyorsunuz öyle mi?
Hepimiz birbirimize bakıp, sorgularcasına süzdük.
-Vah sizin eşlerinize. Çocuklar bugün Dünya Kadınlar Günü.

Çalışanlardan biri atıldı.
-Oh be. Eskişehirsporla ilgili bir şeyi unutmuş olacağımızı zannettim birden.
-Öyle deme genç adam. Bugün biz taraftarların da anması gerekenler var. Yani genç adam maalesef unuttun.

Hilmi, haşhaşlı çörekten bir parça koparıp, çaydan bir yudum aldıktan sonra, ağzı dolu olmasına rağmen sordu.
-Fatih Amca, Dünya Kadınlar Günü ile ESES’i nasıl bağdaştıracağız Allah aşkına?
-Çok kolay. Bizim tribünlerimize de kadın eli değmiştir Hilmicim. Herkes Amigo Orhan’ı ve tayfasını bilir. Oysa o tayfanın kadınları ne yapardı biliyor musunuz? Mesela çok önemli bir maç öncesi, kocaları yumruk yumruğa çarpışırken, kamyon kasalarına doluşan eşleri, tarlalardan topladıkları şeker pancarlarını kurşun gibi fırlatarak rakibi püskürtürdü. O kadınların başında da Feriha Çekiç vardı. Yani herkesin dediği şekliyle Feriha Abla. Bizim Ethem’i bilirsiniz.
Şeker Pancarı kamyonu kasasındaki kadın taraftarlarımız  FOTO: İSMAİL ALKILIÇGİL

-Kılıçoğlu Sineması di mi?
-Evet Kılıçoğlu Sineması’nın emektar müdürü. Derdi ki, “Eskişehirspor taraftarının küfürlü tezahüratlarından sorumlu tek kişi vardır. O da Feriha’dır.”
-Vay be. Tam bizim kafadan.
-Adalet Partiliydi. Demirel’le senli benli konuşan nadir insanlardan biriydi. Hatta Eskişehir’deki tek kadın delege Feriha Abla’ydı. Maç günleri tribünlerde kucaklarında çocuklarıyla oturan kadınları örgütleyen hep Feriha Abla’ydı. Sonra bizim Cici Berber’i bilirsiniz.
-Avni amca mı?
-Ta kendisi. Onun eşi  Emine Hanım mesela. Oğlu Cüneyt anlatmıştı. Emine Hanım, her maç günü, şehirde turlarmış. O günlerde şehirde çok fakir bir adam varmış. O fakir adamı her gördüğünde takım galip gelirmiş. Emine Hanım da maç günü adamı görebilmek için dolaşır dururmuş.
-Vay be, totem yapan kadın taraftarımız bile varmış.
Fatih Amca ayağa kalkıp, fötr şapkasını taktıktan sonra devam etti.
-Feriha Hanım Ankara’ya deplasmana kaçıyor. Maçtan sonra dönüş otobüslerinin toplandığı yerde kiminle karşılaşıyor dersiniz? Eşinin de deplasmana habersizce kaçtığını görüyor. Çocuklar, bu tribünler neden güzel biliyor musunuz? Çünkü tribünlerimize kadın eli değmiştir. Haydi sağlıcakla kalın. Hayırlı işler.

Fatih Amca kapıyı kapatıp çıkınca Hilmi’ye vereceğim hediyeyi bulmuştum.
-Hilmi.
-Buyur patron.
-Bugün senin doğum günün. Sabahtan beri sana ne hediye alacağımı düşünüp, duruyorum.
-Aman patron ne gerek var. Eşek kadar olduk zaten.
-Şu anahtarları al. Kamyonet kapının önünde. Bundan sonra senindir.
-Ya patron sen harika bir adamsın ya. Ama ben bunu kabul ede…
-Çok uzatma Hilmi. Yalnız bir şartım var. Herkesi topla, dükkanı da kapat. Bulabildiğin herkesi kasaya doldur, Feriha Abla’nın mezarına ziyarete gidin. Onların şeker pancarı kasalarında gittiği gibi.
-Sen gelmeyecek misin patron?
-Ben içeceğim Hilmi. Birimizin onlara kadeh kaldırması gerek.

Feriha Ablamız oğluyla tribünde  FOTO:GÜRKAL ÇEKİÇ

*** 
Bu yazının bir hikayesi var. Dün gece kendi kendime dedim ki, "yarın Feriha Abla'yı yaz". Sonra yoğun iş temposu içinde Fatih Çavdar mesaj attı. Kanına dokunmuş. "Koca kulüp, Feriha Abla'yı nasıl anmaz" diye. Hiç anmadılar ki, kulüp kültürümüzü hiç bilmiyorlar ki, nasıl ansınlar. İnşallah günün birinde anmaya başlarlar.

Yazıda geçen tüm bilgiler Özgür Topyıldız'ın "Anadolu Yıldızı Eskişehirspor" kitabından alıntılanmıştır. Hala alıp okumayan varsa, bir sonraki maça kadar alsın okusun lütfen.

Ve günün birinde Eskişehirspor’u yönetmeye talip olursanız, her 8 Mart’ta Feriha Abla ve arkadaşlarını anmayı unutmayın olur mu?

Feriha Çekiç, Emine Yüceyıldız ve daha adını sayamadığımız tribün kadınlarına en derin saygılarımızla. Dünya Kadınlar Günü'nüz kutlu olsun. İyi ki varsınız. İyi ki elleriniz bizlere değmeye devam ediyor.

Fatih Çavdar & Bülent Gürsoy

Şarkımız İspanyol Acetre'den geliyor. Annen cadı, baban kurt adam diyerek bizlere Portekizce fantastik bir halk hikayesi anlatıyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder