19 Ocak 2020 Pazar

Bu Su Hiç Durmaz

Bugüne kadar burada birçok hikaye anlattım. Yüksekovaspor'un kuruluşundaki Eskişehirspor etkisi, Erbaalı Hasan Amca'nın köyünden çıkıp Ankara'ya deplase olması, Ediz'in taksitli kramponu... Biliyorum ki, anlatamadıklarım anlattıklarımdan çok daha fazla. Bir yenisini bizzat yaşadım, onu anlatacağım. 

Hikaye bir çocuğun anne ve babasına isyan etmesiyle başlıyor. Annesi Fenerbahçeli, babası Galatasaraylı bu çocuk maça gitmek istiyordu. Taraftarı olduğu kulüp, yaşadığı şehre geliyordu. Babası bilet almaya yeltendi ama her şartta takımının arkasında olan taraftarlar , kendilerine ayrılan biletleri çoktan bitirmişti. Baba Gökhan Bey ile sohbetimizde, "bir baba oğluna ne yapabilirse yaptım. Yeter ki benim tuttuğum takımı tutsun diye. Yok, olmadı" dedi.

-Oğlum bizim Eskişehir ile ne alakamız var. Nereden çıkardın bu işi?
-Bana ne.

Her iyi babanın yaptığı gibi, Eymen'in babası Gökhan Bey de, oğlunun isteğini yerine getirmek için mücadeleye devam etti. Sonuçta evladının mutlu olması her şeyden daha önemliydi. Sosyal medyadaki Eskişehirsporlulara mesajlar göndermeye başladı. Onlardan biri şöyleydi;


 


Konu, kısa sürede Eskişehirspor yönetimine ulaşmıştı.

Takımımızın Ankara'da kamp yaptığı otelde, yemek için bir araya geleceği saatte Eymen'i ve ailesini davet ettik. Eymen ve ailesi önce Mustafa Özer hocamızla bir araya geldiler. Fotoğraf çekilme sırasında hocamın hemen yanındaki Atatürk fotoğrafını göstererek, "bunun önünde çekilelim, olur mu" demesi anlamlıydı. Lobideki bu resim, Atatürk'ün ilk meclis önünde çekilmiş fotoğrafıydı. Atatürk'ün "bütün ümidim gençliktedir" sözü çınladı kulaklarımda.



Sonra yaşı küçük ama yüreği büyük taraftarımız Eymen ve ailesiyle beraber, futbolcularımızla BİZBİZE yemek yedik. Fotoğraflar çekildik, tüm takımın imzaladığı formayı teslim ettik. 



Yıldız Hanım'ın da doğum günüymüş. "Oğlumu mutlu ederek, bana en değerli hediyeyi verdiniz" dedi. Keşke elimizde imkan olsa da, dünyadaki tüm çocukları böyle mutlu edebilsek. Çünkü dünyanın en saf duyguları onlarda. Çıkarsız sevgi sadece çocukken öğrenilebilen bir şey. Keşke her çocuğun anne ve babası da, çocuklarını mutlu etmek için gösterdiği çabalarının karşılığını alabilse.

Yüreği yeten, mecali olan, süngüyü takıp cephede savaşmaya yüreği yeten herkes bu kulübün doğal bir parçasıdır. Kimi sahada, kimi tribünde. Tek bir şartı var, karşılıksız seveceksin. Öyle şampiyon olacak, her kupayı kaldıracak diye değil. Bir annenin babanın evladını sevdiği gibi seveceksin. 9 yaşındaki Eymen gibi seveceksin.

Ne var ki, hikaye henüz bitmemişti. Bu buluşmanın olduğu gece Gökhan Bey, attığı mesajda şöyle diyordu;
-Eymen hemen yatmaya gitti. Yarın çabuk olsun diye uyumak istedi.

Yarın maç vardı. Kim bilir ne hayallerle daldı uykuya, bilinmez.

Maç günü geldi. Eskişehirspor'un özel konuğu Eymen, ailesiyle birlikte tribünde yerini aldı. Bu onun için büyük bir yolculuğun ilk günüydü. Tribünü görecekti, taraftarı olduğu takımın maçını ilk defa izleyecekti. Dün akşam sarmaş dolaş olduğu kendi kahramanları sahaya çıktı. Yanında da, daha önce videolarda tezahüratlarını dinlediği abileri ablaları vardı. Yani aslında onu Eskişehirsporlu yapanlarla aynı havayı solumaya başlamıştı. Belki de, bir süre sonra onun gibi başka bir çocuk, onun hikayesiyle başlayacaktı Eskişehirspor'u sevmeye. 88. dk'da Cemali soldan yardıra yardıra gelip, öyle bir pas attı ki Onur'a, Onur da affetmedi, golünü attı. Nasıl sevindi, neler hissetti Allah bilir. Bir parantez açarak devam edeyim. Karakterine, duruşuna, insanlığına kefil olduğum ama türlü türlü haklı/haksız eleştirilere maruz kalan bir futbolcu kardeşimin bu anlamlı golü atması beni ayrıca mutlu etti. Ön liberodan devşirme santrafor Onur Bayramoğlu'nun golü, bu hikayenin tam merkezindedir.

Biz, Eskişehirspor camiası olarak, bugün sadece bir maç kazanmadık. Bir çocuğun hayallerine kavuşmasını da sağladık. Bence hepsinden değerli olan tek şey bu. Eymen sadece bir örnek. O soğukta, kucağında çocuğuyla olan başka babalar da gördüm. Bu babalar var ya, onlarla evlenen kadınlar dünyanın en şanslı kadınları. Böylesine sevebilen biriyle hayat arkadaşı olabilmek herkese nasip olmuyor, onların kıymetlerini biliniz.

Böyle bir kahramanla ve onun isteğini yerine getirmek için çırpınan güzel ailesiyle yaşadıklarımızı, maçtan sonra Eymen'in annesi Yıldız Hanım şöyle özetledi;

-Ya siz nasıl güzel insanlarmışsınız.



İnanmayanları inandıran, inananları da yüreklendiren, bir anda güneş gibi dünyamızı aydınlatan Eymen'e aramıza hoş geldin kardeşim diyorum. Eymen Bakrıyanık'ı yetiştiren Yıldız Hanım ve Gökhan Bey'e sevgi ve saygılarımla.

***
Her çocuğun illa ki bir kahramanı olur. Hi-man, Batman, Superman, X-men... Eymen de bizim kahramanımız oldu. Böyle kahramanlarımız oldukça bu su hiç durmaz, akar da akar. Önümüzdeki barajlara rağmen.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder