20 Eylül 2019 Cuma

Güneş

"Bugünleri nasıl aşacağız ?" diye soranlara verilecek tek bir cevap var; akıl ve bilim ile elbette.

Bilimsel açıdan, genel ifadelerin doğruluğunu ispat edemezsiniz. Bu genel ifadelerin tamamı, zamanın herhangi bir noktasında rahatlıkla yanlışlanabilir. Genel varsayıma örnek olarak "Eskişehirspor büyüktür" dediğinizde, bu hamasetten öteye geçmez. Zaten görece de bir söylemdir. Kime göre, neye göre değişir. Aynı durum "Eskişehirspor küçüktür" dendiğinde de geçerlidir. Ama yanlışlanamayacak bir varsayımda bulunabilirsiniz. Mesela "Eskişehirspor'u çok seviyorum" dediğinizde, gereğini yaptığınız sürece, yani siz izin vermedikçe kimse yanlışlayamaz. Sözün özü, yanlışlanamayacak varsayımlarla, hamasetten uzak, bilimsel bir yaklaşımla hareket edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, Eskişehirspor'u çok seviyor olmak, onun için en iyisini yapıyor olduğunuz anlamına gelmez. Zaten sonuçlarına bakarak, eylemlerinizin, kararlarınızın doğru veya yanlış olduğunu görebilirsiniz.  

1)Problemi Tespit etmeliyiz.
-Eskişehirspor'un 180 milyon TL civarında borcu var. (Bunu bile tam olarak tespit edemiyoruz zira kurlara bağlı değişkenlik gösteren bir riski beraberinde taşıyor.) 
-Borçtan dolayı tüm gelirlere temlik konulmuş durumda. 
-Kaynak yaratacak yeni çalışmalar yapılmıyor. 
-Şehrin hemen her noktasında yönetime karşı bir duruş mevcut.
-Alacaklılar nedeniyle transfer açılamıyor, puan silme ve küme düşürme cezaları ile karşı karşıyayız. 
-Mevcut futbolculara ödeme yapılamadığından, bundan sonraki ilk transfer döneminde çoğunu bedelsiz olarak kaybedebiliriz.

2)Daha önce denenmiş çözümlerin başarısızlık nedenlerini doğru teşhis etmeliyiz.
Bugüne kadar denenmiş hiçbir çözüm yolu olduğunu düşünmüyorum. Süper lige çıkıp, devasa bütçeye sahip olup, gelirinden daha fazla borçlanan yönetimlerin, bırakın çözümler üretmesini, tedbir bile almadıklarını görüyoruz. Denenmesi gereken bir yol olarak öne sürülen çözüm ise süper lige çıkalım, bu borçlardan kurtulalım şeklinde. Ancak tüm bu borcun süper ligde yapıldığı düşünüldüğünde, mevcut kulüp yapısında (karadelik) süper lige çıkmanın borçları artırmaktan başka bir işe yaramayacağı ortada.   

3)Problemin çözümü için varsayımlar üretmeliyiz. 
Bunları da en acımasız şekilde eleştirerek, gözlem yaparak, başarısız varsayımları derhal eleyerek yenilerini üretmeliyiz. Size ait fikirlerin en iyi fikirler olduğunu düşünürsünüz. Bazen bilgi eksikliği nedeniyle aslında bunların iyi fikirler olmadıkları zamanla ortaya çıkar. O yüzden her fikri acımasızca eleştirmeli ve uygun olmayan varsayımları, çözüm önerilerini kaldırıp atmalıyız.

-Problemin çözümü için olmazsa olmaz ilk çözüm, kulübün mevcut yapısını kökten değiştirmektir. Söylemek istediğim, dernek statüsünden şirket statüsüne geçmek değildir. Şirketleşme gerçekleştiğinde bozulmayacak, işlerliği devam edecek bir yapı kurulmalıdır. Bu konu öyle kapsamlı ki, burada yazarak anlatılabilecek bir madde değil. Şirketleşme tek başına kurtuluş reçetesi değildir. Bu varsayımı kanıtlayacak örnek Almanya'da birçok kulüpte mevcuttur. Dernek yapılarını da muhafaza ederek şirket statüsünde yönetilebilmektedirler. Şirketleşme olacaksa da, bunun modelini iyi tespit etmelidir. İngiliz kulüplerinde gördüğümüz, bir oligarkın sahibi olduğu yapıya asla müsaade edilmemesi gereklidir. Özetle, Eskişehirspor'un hayide ve fersude yapraklarını koparıp atmalı, yerine günümüzün şartlarına uygun yönetsel bir yapı kurulmalıdır. (Atatürk'ün 166. talimnamesindeki harika benzetme)

-Mevcut kaynaklara uygulanan temlikler nedeniyle, yeni finansal kaynaklar yaratılması gerekmektedir. Bunun için projeler üretilmelidir. 

-Mali disiplini sağlayacak önlemler alınmalı, kulübü yönetenler için maddi sorumluluk yükleyecek tüzüksel güncellemeler yapılmalıdır. Kulübü zarara uğratan her yönetimin, bireysel sorumlu olacağı bir düzene geçilmelidir. 

-Kasa kolaylığı sağlayacak bir yönetim oluşturulmalıdır. Eğer böyle bir yönetim oluşmazsa bu kulübe değer verenlerden toplanacak paralarla bir fon oluşturularak, fonun başına da para verenler arasından, kulüp yönetiminden ayrı bir heyet seçilerek, kontrollü bir harcama yapılması sağlanmalıdır. 

-Tüm alacaklılarla görüşerek, borçlar yapılandırılmalıdır. Borçların tamamı en az beş yıllık süreye yayılmalıdır. 


4)Yeni ürettiğimiz varsayımları hayata geçirsek ve başarılı olsak dahi, her an değişebilecek etkileri dikkate alarak gözlemlemeye devam etmeliyiz.
Yani "başardık, oldu bu iş, artık kötü günler bitti" diyerek, bilimsel yöntemden uzaklaşmamalıyız.

Bilmiyorum yolun sonuna ne kadar uzaktayız. Çaresiz ve umutsuzca çözüm yolu bulmaya çalışan, labirentteki bir deney hayvanından farkımız kalmadı. Belki bu süreçte birbirimizi umarsızca incitiyor olmamız da bu yüzden.

Oğlumun küçüklüğünde, logomuzu gösterip ne anlama geldiğini anlatmıştım.
-Bak şu üç yıldız İdman Yurdu, Akademi Gençlik ve Yıldıztepe'nin renkleri. Bu üç kulübün birleşmesiyle Eskişehirspor doğmuştur.

Çocukların hayal gücü, büyüklerin ulaşamayacağı kadar derinlerdedir. Arkasından şu soruyu sormuştu;
-Baba, arkadaki sarı olan şey, güneş mi?




Şarkı diyor ki,
Çok uzun süredir böylesin, biri sana kötülük yapmış olmalı
Ancak,
Bir gün güneş parlayacak
Gözyaşlarını kahkahaya dönüştürecek
Bir gün bütün hayallerin gerçek olabilir
Bir gün güneş senin üzerinde parlayacak


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder