13 Ağustos 2019 Salı

Yeni Kesilmiş Çimen Kokusu: Mehmet Özcan

Mehmet Özcan'ın değeri ne kadar?


Bu sorunun cevabı Eskişehirsporlular için paha biçilmez olacaktır. Çünkü O, geçtiğimiz sezon sahaya yüreğini koyanlardan, unutulmaz sezonun baş aktörlerinden biriydi. Ancak hiçbir futbolcunun değeri bizim manevi değerlerimizle ölçülmüyor. Onun futbol piyasasındaki değerini ölçümlemek için bir kıyaslama yapmak daha yerinde olacaktır. Şu anda Milli Takım’ın 6 numara pozisyonu için kadroya çağrılan hiçbir futbolcusu Mehmet Özcan’dan daha iyi değil. Bu çocuğun değerinin ne kadar olduğunu böyle değerlendirin. Eskişehirspor 1. lig takımı olduğundan değeri düşük görülebilir ama bu kalitedeki bir futbolcunun değeri Avrupa’da 20 milyon € seviyesinde. Bir kıyaslama daha yapalım da, Mehmet Özcan'ı hiç izlememiş olanlar daha iyi anlasın. Şu anda transferimiz açık olsa ve Beşiktaş bize geçen sene kulüpten ayrılan Dorukhan ile Mehmet takası önerse, üzerine yüklü miktarda para istemek gerekirdi.

Mehmet Özcan, oynadığı mevkinin gereği olarak tam kıvamında sertlikte ama tereyağından kıl çeker gibi rakipten top çalabiliyor. Üzerine gittiği futbolcudan topu alana kadar ona yapışıyor. Yetenek bir futbolcuda olmazsa olmaz bir özellik. Onu diğerlerinden ayıran ise futbol zekası. Topun veya rakibin nereye gideceğini herkesten önce tahmin edip, ona göre pozisyon alıyor. Bu yüzden onu orta sahada her topa müdahale ediyor olarak buluyoruz. Geçen sezon 34 maçın tamamında oynadı, aldığı sarı kart sayısı 2 ve kırmızı kartı yok. O sarı kartlar da tartışılır. Bu mevkiye göre inanılmaz bir performans. Yani rakibini faul yaparak değil, nizami olarak durduruyor. Geçen sezon golü yok ama 2 asisti var. Daha fazla olmamasının nedeni ise kendisi değil, bizim iyi golcülerimizin olmamasıdır. Kolay sakatlanmıyor. Birebirlerde rakipleri yerde kalırken bu çocuk hep ayakta kalıyor. U21 milli takım oyuncusu. Real Madrid, Barcelona, Juventus, Bayern gibi kategorideki kulüplerin haricinde gideceği her takımda ilk 11 olacak ve asla rotasyon oyuncusu olarak değerlendirilmemesi gereken bir futbolcu. Sosyal medyada dile getirilen 3 milyon € rakamı, satış bedeli değil ancak bir yıllık kiralama bedeli olur.
Transfer olacağı kulübün taraftarları onu para etmeyen başka özellikleriyle de sevecek. Mesela ben en çok formasını şortunun içine sokarak sahaya çıkmasına bayılıyorum. Faul yapıldığında numaradan yerde kıvranmıyor olmasına, hep ayakta kalmaya çalışmasına hayranım. Takımda en çok kitap okuyan futbolcu olması ise cabası.

Televizyonda kanal değiştirirken, ilk gördüğü yeşillikte duran futbolseverler mutlaka onu izlemiştir. Ancak Mehmet Özcan'ı hiç izlememiş, sadece kendi takımıyla ilgilenen insanlara onu nasıl anlatabiliriz? Onu kadroda görünce yeni kesilmiş çimen kokusunun verdiği hazzı duyuyorum. İnsanın içine coşkuyla karışık bir huzur geliyor. Ne yazık ki, onu elimizde tutmamız, endüstriyel futbolun gerçekleriyle örtüşmüyor. Romantizmi kenara bırakarak, gerçekçi bir yaklaşımda bulunarak hem onun için hem de Eskişehirspor için en iyisi onu Avrupa'da bir kulübe, 20 milyon € bedelli satın alma opsiyonuyla ve sonraki satıştan belli bir pay ile bir yıllığına kiralık olarak göndermek olduğunu düşünüyorum. Böylece hem kulüp gerçek değerinde satış yapabilecek hem de Mehmet hak ettiği paraları kazanmaya başlayacaktır. Alper Potuk, bizde harika bir 8 numaraydı. Onu hiç istemediği bir kulübe sattılar. İstemiyordu çünkü transferinden bir ay önce o tribünler annesine küfürler etmişti. Şimdi o küfürleri edenler diyorlar ki, "Alper Potuk oynamıyor"!!!. Mehmet'in, skor odaklı taraftarların çoğunlukta olduğu bir İstanbul kulübüne gitmesini hiç istemiyorum. Umarım hem kulübümüz için hem de Mehmet gibi hakiki bir futbolcu için en iyisi neyse o olur. Her ne kadar içimden, "başlarım parasına puluna, bu sene de oynasın, gelecek sezon da oynasın, futbolu bizde bıraksın, ondan sonra hoca olsun" diye geçse de.

***

Bir taraftarın yapmaması gereken ama her zaman yaptığı bir hatadır; sevdiği bir futbolcuyu ailesinden biri haline getirir. En sonunda ve her seferinde sevgilisinden ayrılan bir gencin düş kırıklığını yaşamaya mahkum olursun. Hüzünlü şarkılar dinleyerek depresyonunu pekiştirirsin. Oysa hayat akıp gitmektedir, geride kalan kaybeder, çimenler yeniden uzar ve günün birinde yeniden kesildiğinde aynı hazzı duyabilmektir yaşamak. Ağrı kesici, ateş düşürücü bir şarkıyla bitirelim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder