24 Eylül 2018 Pazartesi

Bizim Çocuk Kahramanlarımız

Bundan üç sene önce futbolcularımıza bir mektup yazmıştım. Lütfen önce buraya tıklayarak o mektubu okuyunuz.

O sezonun sonunda küme düşmüştük. O gün sahada olanların hiçbiri, bugün Eskişehirspor’un tescil edilmiş kadrosunda yer almıyor. Neredeyse tamamına borçluyuz, yabancı uyruklular kulübü FIFA’ya şikâyet etmiş durumda. O yıllardaki yönetim hataları bugün de farklı şekillerde devam ediyor. Şehirde kulübü yönetenlere karşı güven sorunu had safhaya ulaşmış durumda. Siyasetin içine sürüklenmiş bir camia olup çıktık. Taraftar kendi arasında komite kurup, bir nevi gölge yönetim gibi çaba gösteriyor. Hocası, ön sözleşme yapmış futbolcuları ve taraftarlar omuz omuza verip borçlu olunanlardan imzalar topluyor. Muazzam bir başkaldırı, muazzam bir diklenme.

İşte tüm bu olumsuzluklar içinde, zamanında okullar arası müsabakalarda izlenip beğenilen gençlerden oluşan kadro ile lige girdik. Dün altıncı maçlarını oynadı çocuklar. 6 maçta 5 puan bizi sportif başarıya ulaştıracak yeterlilikte olmasa da, garip bir umursamazlıkla olaya farklı bakıyoruz. Tam da üç sene önce yazdığım mektuptaki gibi.

Bizim çocuklar, karşısındaki rakibin milyonlar kazanan futbolcularına durmadan saldırıyor. Rakip topu her aldığında karşısına üç kişi birden dikiliyor, rakip geriye oynamak zorunda kalıyor, orada da saldırıyorlar. Maçlarına atanan hakemlerin kötü niyetli kararlarına karşı terbiyesizlik etmiyorlar. Korkusuzca, yapılması gereken mücadelenin hakkını veriyorlar. İşte bir takımdan istenen tam olarak budur; asla teslim olmamak.

Hocaya da ayrı bir parantez açmamız gerek. 31 Ağustos’tan sonra kalarak mücadeleye ortak olması, sahaya çıkan bizim çocuklar gibi yürekli olduğunun göstergesi. Konya’daki tarihi Aydın maçından dönerken, Emirdağ’da otobüslerimizi durdurmuşlardı. Ellerinde torbalarla otobüslere binen Emirdağlı kadınlar, hazırladıkları ekmek arası peynir domatesleri dağıtmışlardı. O günden beri Emirdağlılar benim için bambaşka bir yerdedir. Çoğu hoca kariyerine zarar gelir korkusuyla görevi bırakıp giderdi. Fuat Çapa belki de kariyerinin en gurur duyacağı mücadelede komutan olmayı tercih ederek, toprağının adamı olduğunu cümle aleme gösterdi.  

30 Eylül’de kulüp lisansı alınabilir mi, alınamaz mı bilmiyorum. Sezonun sonunda ne olacağını şimdiden tahmin etmek de imkânsız. Bildiğim bir şey var ki, bizim çocuklar daha sezonun başı olmasına rağmen sadece çocuklarımızın değil, hepimizin kahramanı olmuş durumdalar. Bizim çocukların omuzlarındaki yükün ağırlığına tribünden destek olanlar ise dünyanın en hakiki taraftarlarındandır. Sonuçlardan bağımsız, sadece arma için tribüne gelip, taraftar olmanın hakkını verenler, Eskişehirspor’un en büyük gücü olmaya devam ediyorlar ama yine de yeterli değil. Çünkü bizim çocuk kahramanlarımız, tek bir boş koltuğu bile hak etmiyorlar. 

Kale arkasında asılı anlamlı pankartta adı yazılı müzik grubu ile bitirelim. 


Şarkı diyor ki, “evreni dinle, bir cevap bulacaksın, aşk burada ve her yerde, korkma”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder