13 Ağustos 2018 Pazartesi

Sorgulayın

Geçen yıl Kasım ayı sonunda, Sinan Özeçoğlu yönetiminin bağımsız denetim firması ile birlikte yaptığı mali durum analizi sonucu 197 milyon TL borcumuz vardı. Aradan 7 ay geçtikten sonra Halil Ünal’ın açıkladığı rakam 153 milyon TL olmuştu. Doğru olmayan rakamlarla camiayı yanlışa sürüklemek, yönetim koltuklarında oturanlara yakışmayan bir durumdur. Ben Sinan Özeçoğlu’nun açıkladığı rakamlara göre değerlendirme yapılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü döviz borçları, borcun oluştuğu döviz kuruna göre hesaplanmaz. Borcun ödendiği kura göre hesap yapılır. Borç henüz ödenmediyse mevcut kur dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Farkın neden böyle olduğunu çok net ifade ettiğimi düşünüyorum. Bu durumda kulübün bugünkü borcu,  borçlarımızın büyük kısmının döviz olduğu tahmini ile Kasım ayından bu güne hiç gelir elde edilmediği ve hiç harcama yapılmadığı düşünülse bile, (bu yazının yazıldığı andaki € kuruna göre) sadece kur artışı yüzünden 297 milyon TL seviyesindedir. Kaldı ki, gelir elde edemediğimiz ve devamlı borçlandığımız da ortadadır. Bu verilere göre bugün itibariyle 300 milyon TL civarında bir borç yükümüz olduğunu tahmin ediyorum. Bu borcun, mevcut kulüp yapısı ile ödenebilmesi mümkün değildir. Süper Lig’e çıkınca bile ödenebilecek bir borç olmanın ötesine geçmiştir.

Bu borçların bu kadar hızlı artmasının en büyük nedeni kur artışıdır. Ancak ülkemizde kur riskinin her daim olduğu bilinmektedir. Halil Ünal ve yönetiminin, FIFA’daki ve TFF’deki dosyaları ivedilikle kapatacak çalışmalar yapmak yerine, üst lige çıkmayı birinci hedefe koyarak eldeki oyuncuların gitmesine göz yumulması ve tamamen yeni bir kadro kurulmaya çalışılması, bu sonuca önemli katkı vermiştir. Sonuçta hem yeni transferler tescil edilemedi hem eldeki oyuncularla yollar ayrıldı hem de borcumuz daha da arttı. 

2 Temmuz 2018 günü yani sezon başlamadan 40 gün önce, Twitter’da şöyle yazmıştım.



Benim bildiğimi yönetimin bilmiyor olması mümkün mü? Bile bile böyle bir hata yapılabilir mi? Yoksa bu sözde transferlerin yapılmasındaki temel amaç, “ben transferleri yaptım, şehir bana destek olsaydı, transferleri tescil ettirebilseydik, bu takımı süper lige çıkaracaktım” diyebilmek miydi?

Diğer taraftan, yerel basındaki bazı çalışanların akıl almaz derecede bu yanlışın bir parçası haline gelmesi de ilginç.



Taraftarımızın söylenen her şeye inanmaması ve mutlaka sorgulaması gerek. Basın mensuplarına şöyle bir yalanı nasıl söyletebilirsiniz? Nedir bu yalanın karşılığı? Tehdit mi edildiniz? Yoksa kendilerini “bize böyle söylendiği için böyle söyledik” diye mi savunurlar? Her şartta, yönetimin basının da büyük katkısıyla camiayı aldattığı ortadadır. Sakın ha, bu iki genci tek sorumlu olarak görmeyin. Bu iki genç gerçekten de büyük bir saflıkla söylenenlere inanmış ve aslını araştırmamış olabilirler. İyi de, transfer tahtamız açık yalanını söyleyen herkes mi oyuna getirildi? Her transfer sonrası dolduruşa gelen ve sorgulamayanlar ile "bu işi Halil Ünal’dan başkası beceremez" diye desteksiz atanlar da bu sorumluluğun paydaşlarıdır.

Ama ne hikmetse, kulübün bu noktaya gelmesine neden olanlar değil de, siyasiler daha çok tepki alıyorlar. Siyasi görüşünü Eskişehirspor menfaatleri üzerine koyanların nasıl da işlerine geliyor. "Akp’li milletvekilleri destek vermiyor" diyenle, "Chp’li Büyükşehir Belediye Başkanı üzerine düşeni yapmıyor" diyenler sosyal medyada meydan savaşı yapıyorlar. Filler tepişiyor, çimenler eziliyor. Oysa siyasi kimlik sahibi herkes, imkanları ölçüsünde bugüne kadar destek olmaya gayret gösterdiler. Sonunda ne oldu? Altı delik olan bir kovayı doldurmaya çalıştıklarını anladılar. Biraz da siz anlamaya çalışın bu insanları. Yıllardır kulübü kötü yönetenler yüzünden artık kimse vereceği/bulacağı kaynakla kulübün düzeleceğine inanmıyor.

Sorgulayın. Mesela kulübümüzün dernek çatısı altında faaliyet gösteren iktisadi işletmesi varken, neden ESES 1965 SPORTİF HİZMETLER SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. adında bir şirket kurma ihtiyacı duyuldu? “26’da 26” veya “Hayata Bir Es Ver” adıyla başlatılan kampanyada, paraları neden Çankırıspor Başkanı topluyor? %100’ü kulübe ait olan yeni şirketin, bu kişiyle yaptığı özel bir ortaklık sözleşmesi var mı? Toplanan paraların yüzde kaçı kulübe kalacak? Her eve 2 forma kampanyasında, paraları toplamak için anlaşılan firmadan ne kadar gelir geldi? Bu paranın ne kadarını o şirkete ödedik? TFF'den gelecek gelirdeki Aktifbank temliğinin ne kadarı kaldırıldı? Kaldırılan temliğin yeni faiz oranı ne oldu? FIFA'nın 11 Temmuz'a kadar verdiği transfer yasağına konu olan borçların ne kadarı ödendi, ne kadarı yapılandırıldı? FIFA'ya yeni başvuru yapılmış mı?  FIFA hangi tarihe kadar ek süre verdi, şu tarihe kadar kapatmazsanız transfer yasağını uzatırım ve puan silerim dedi mi? İşte bu gibi konuları sorgulamak hem taraftarın hem basının görevidir. Kulübü yönetenler kötü yönetiyor olabilirler ama taraftarın, basının ve hatta kötü sonuçlanan bir dönemin ardından bu işin sorumlusu ilan edilecek her kim varsa bunları sorgulamalıdır.

2018-2019 sezonunun ilk maçında Hakan Ceylan'ın, faul bile olmayan pozisyonda ikinci sarı kartı çıkaracak kadar kalitesiz bir hakemlik performansı ortaya koyduğu maçta, 60 dakika 10 kişiyle ve tüm güçleriyle mücadele veren genç futbolcu kardeşlerimi tebrik ediyorum. Hatalar olur, yenilgi de olur. Yolunuzu ucuz numaralarla kesecek hakemler de olacak. Çok daha zor günlerimiz de olacak. Siz armayı yere düşürmeyin, yeter. Her birinizin alnından öpüyorum.

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder