13 Haziran 2018 Çarşamba

Seviyorum

Patronu görmeyeli bir aydan fazla oldu. Bir kaç defa aramak istedim ama telefonu hep kapalıydı. Dükkanda işleri yoluna koyduk ama aklımız onda. Ne yapıyor, ne ediyor bilmiyoruz. Sabah yan dükkandan Necip Abi geldi.
-Hilmi, hala ses yok mu senin patrondan?
-Yok abicim.
-Haber alırsan bize de söyle.
-Söylerim.

Akşama kadar gelen herkes onu sorup durdu. Bir yandan da sanayide dedikodular almış başını yürümüş durumda.
-Borcu varmış kaçmış.
-Sevgili yapmış, yengeyi de boşuyormuş.
-Bakırköy'e kapatmışlar.

Geçen her günden sonra daha da bunalıyordum. Akşam dükkanı kapatıp, Porsuk kenarında yürümeye karar verdim. Biraz açılırım diye düşünmüştüm. Her zaman olduğu gibi kalabalık ve şenlikliydi. Hava kararmak üzereydi. Bir şeyler atıştırdıktan sonra eve doğru tekrar yürüyüşe geçtim. İleride insanlar toplanmıştı. Köprübaşı'nda durdurulan trafik içinde polis ve ambülans ışıklarını görüyordum. Biraz daha yaklaşınca "seviyorum" diye bağıran Recep Dayı'yı gördüm. Köprünün korkulukları üzerinde ayaktaydı. Hemen yanında da patron bağırıyordu; "seviyorum"

Polisler ikisini de ikna etmeye çalışıyorlar gibiydi.
-Yaklaşırsanız atlarız.
-Atla ulan atla. Atlayın da bitsin bu işkence.

Derken Recep Dayı'nın dengesi bozuldu ve suya doğru yöneldi. Kalabalıktan çığlıklar yükselirken, patron onu tutmaya çalıştı ama ağırlık onu da aşağıya çekti. Herkes korkulukların önüne doğru koşup, aşağıya doğru baktı. Patron suyun içinde bağırmaya devam eden Recep Dayı'yı kıyıya doğru taşıyordu. Kıyıdaki insanların yardımıyla onları dışarı çıkardılar.

Recep Dayı ambülansa, patron ise üzerindeki battaniyeyle polis aracına bindi. Karakola vardığımda, hemen girişteki odada patron ifade veriyordu.
-Polis arkadaşlarımızın onu ikna edemediklerini görünce, onun gibi davranıp korkuluklara çıktım ve onun gibi bağırmaya başladım. Tam ona yaklaşıp, aşağıya indirecekken, dengesi bozuldu. Onu tutmak isterken ben de onunla birlikte suya düştüm.

Bir polis memuru onu onaylarcasına konuştu.
-Doğru söylüyor amirim. Bu bey bize yardım etmeye çalışıyordu. O da kurban oldu.

Patron kapıda beni görünce gülümsedi. Polis amiri kafasını çevirip bana baktı.
-Buyrun, ne vardı?
-O benim ortağım amirim.
-Haa. Madem ortağın seni eve götürsün de, kendine gel. Gidebilirsiniz.
-Sağ olun amirim. 

Karakoldan çıkıp bir taksiye bindik. Patronu eve doğru götürürken sordum.
-Neredeydin patron.
-Uzun hikaye Hilmi. Yarın dükkana gelince anlatırım.
-Neden bu kadar parçalıyorsun kendini patron? 
-Seviyorum Hilmi, seviyorum.

***

ERTESİ GÜN, DÜKKANDA ANLATILANLAR SONRAKİ YAZIDA

***

Dogs D'amour ile bitirelim. Bir antidepresan için yazılmış en güzel şarkı olabilir. Bazılarımızın bir kaç doza ihtiyacı var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder