5 Nisan 2018 Perşembe

Eskişehirspor Düşmanları; Halil ve Arkadaşları

Yıllar, yıllar önce. Genel Kurul salonunda, geçmiş yönetim eleştiriliyor. Bir yönetici çıkıyor ve konuşuyor. "Kocaelispor'dan bir futbolcu almışız. 30 milyar borcunuz var, ödeyin borcunuzu diyorlar. Bakıyoruz, evet almışız. Ama futbolcuyu kimse görmemiş. Adını kimse bilmiyor, lisansı bile çıkmamış. Sadece imzalanmış bir sözleşme var. Arkadaşlar bir spor kulübü böyle yönetilir mi? "

***

Ömrümüz boyunca Eskişehirspor için çok göz yaşı döktük. Kendi bütçelerimize göre hatırı sayılır paralar harcadık. Katlanılan fedakarlıklar, her birimizin kendi imkanları ölçüsünde paha biçilmez bir aşkın karşılığıydı. Ne kadar emek verirseniz, o kadar çok değer veriyorsunuz. Bazen ailenizin bile önüne koyarak.

Halil'in ve arkadaşlarının, bugüne kadar Eskişehirspor'a yaptıkları en büyük kötülük, kulübü borç batağına sokmaktı. Ne var ki,  Halil ve arkadaşlarının kötülük potansiyelleri öylesine yüksek ki, Eskişehirspor'a verebilecekleri en büyük zararı da en sonunda vermiş durumdalar. Eskişehirspor’un 12 yılını çalan, adını ilk defa duyduğumuz ilçe statlarına deplase olmamıza neden olan, yıllarca rakibimiz olan kulüplerin pilot takımlarıyla yarışmak zorunda kalmamıza sebep olan bir komisyoncuyu göreve getirmek, ancak Halil gibilerin yapabileceği bir kötülüktür ve şahsına çok yakışmıştır. Halil ve arkadaşları bu kulübün değerlerine tükürmüştür. Halil ve arkadaşları, bu kulübün maneviyatını ayaklar altına almıştır.

Sadece O mu? Bir de ona çanak tutan, kendini taraftar zanneden cahiller var. Taraftar olmak öyle kolay değildir. Eskişehirspor'un tarihini bilmeyen, kulübün değerlerinden habersiz olan bu cahillere bir iki cümleyle anlatayım da, öğrensinler.

95-96 sezonunda 20 tane transfer yaptık. Transferde tek yetkili bu komisyoncuydu. O sezon Fb ile aynı miktarda transfer harcaması yaptık. Fb şampiyon oldu, biz küme düştük. Bir abimizin bizzat şahit olduğu, Nana'nın menajeriyle yapılan komisyon pazarlığı NTVSPOR'daki canlı yayında bu abimizin oğlu tarafından suratına vurulmuştur ama utanmamıştır bile. Bakın 1995 yılında 15 tane futbolcumuz imza toplamış ve "biz bunu istemiyoruz" diye yönetime gitmişlerdir. Tam 20 sene sonra Gençlerbirliği futbolcuları, kaptanları Ahmet Çalık'ı görevlendirmiş ve "bu herif olduğu sürece biz yokuz" demişlerdir. Hem de takımdaki tüm futbolcular. Neden biliyor musunuz? Çünkü hazırladığı raporda bazı futbolcuların gönderilmesi gerektiğini ifade etmiş, 13 tane yeni futbolcu transfer edilmesini istemiş. Bir teknik direktör, takımı ne kadar sürede tanıyabilir? Bu herifi 5. gün kapının önüne koydular. Düşünün artık raporun kaçıncı gün yazıldığını ve amacını. 

Benzer durum Giresunspor'da 2018 yılında yaşandı. Tesadüf mü? Futbolcular yönetime, "bu herifi istemiyoruz" demelerine rağmen, yönetim ısrar etti. Sonuç dört maçta sıfır puan.

2013 yılında, komisyoncu kendini öylesine deşifre etti ki, 1995 yılında Eskişehirspor'da yaptığı vurgunun benzerini neredeyse Elazığspor'da yapacaktı. Süper Lig'de kümede kalmayı garantileyen Elazığspor'da, yeni sezonda transferler için tek yetkili olmak istedi. Elazığspor başkanı Selçuk Öztürk, "benim bile öyle bir yetkim yok" diyerek konuyu sonlandırdı. Amacın teknik direktörlük olmadığını hala göremiyor musunuz? 

Haydi, hepsini geçtim. Futbol camiasının dost sofralarına meze olan bir hikayedir. Oyundan aldığı futbolcuya bir süre sonra oyuna sokmak için "ısın" diye talimat veren içi geçmiş birinin, mevcut Eskişehirspor futbolcularına ilaç olabilmesi nasıl mümkün olabilir ki?

Bütün değerlerimiz ayaklar altına alınmışken, kulüp kültürü böyle yara almışken, küme düşmek sivrisinek ısırığı kadar bile acıtmaz.

Taraftar mı? Umarım Eskişehirspor kültürünü benimsemiş olanların sayısı, diğerlerinden fazladır.


***
Farketmişsinizdir. Birine ismiyle, diğerine lakabıyla ve herif diye hitap ediyorum. Zira saygımı kaybetmiş durumdayım. Beni affediniz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder