21 Ocak 2018 Pazar

Gidişat İyi Değil

Bu yazı, bir maç sonunda kaybedilen üç puan yüzünden yazılmamıştır. İçinde bulunduğumuz durum, kaybedilen üç puandan çok daha fazla endişelenmemize neden olacak biçimdedir. Aslında kendi sahamızdaki İstanbulspor maçında yaşadıklarımız, yıllar önce yok edilmeye başlanan kulübün son durumuyla yüzleşmekten başka bir şey değildir. Her ne kadar gerçekleri görmekten imtina etsek de, gerekli değişimi gerçekleştiremezsek, bundan sonraki her maçta daha da belirgin bir şekilde hissetmeye devam edeceğiz. Artık gözlerimizi kapatmak, kulaklarımızı tıkamak bir işe yaramayacak.

Eskişehirspor'daki temel sorun, kasadaki milyonlarca liranın uçup gitmesi değildir. Bazı yöneticilerin Eskişehirspor üzerinden nemalanmış olması da değildir. Bazı yöneticilerin, kulübü kişisel kavgaların, çekişmelerin odak noktası yapmaları diyorsunuz ama o da değil. Bazı yerel gazetecilerin bu çirkin oyunda köşelerini kullanmaları  mı? Hayır. Siyasilerin kulüp işleyişine müdahil olması mı? Hayır değil. Esas sorun daha başka bir şey. Küçük bir örnek vereyim. Mesela 2008'de süper lige çıkışımızdan sonra türeyen, başarıya odaklı bir taraftar yapısının yerleşmeye başlaması bunlardan çok daha kalıcı ve zarar vericidir. Eskişehirspor'un ve Eskişehirsporluların bir duruşu vardır. Gerektiğinde muhalif olan, sorgulayan, Eskişehirspor'u her türlü kişisel menfaatlerin önüne koyan... Neyse ki, hala çoğunluktayız da, mücadelemiz devam ediyor. Özetle duruşumuzu kaybetmek, üç puan kaybetmekten, küme düşmekten daha kalıcı ve yıkıcıdır. Paralar kaybedilir, dolandırılabiliriz ama tekrar para kazanabiliriz. Kulübe zarar veren yerel gazetecileri tesislere almaz, stadyuma sokmazsınız. Siyasilere eyvallah demezsiniz. Ama sizi siz yapan değerleri kaybederseniz, sıradanlaşır ve herhangi bir kulübe dönüşürsünüz. İşte esas tehlike bu. Hadi bir örnek daha vereyim. Sırf para için Eskişehirspor isminin önüne arkasına sponsor almak böyle bir şeydir. Hiçbir meblağ, bir şirketin adının Eskişehirspor isminin önüne veya arkasına gelmesinin karşılığı olamaz, olmamalıdır. İnsan, Eskişehirspor kültürüne sahip olmadan oralara yönetici olunca, bunun ağırlığını anlayamıyor haliyle.

"Eskişehirspor'u sahipsiz bırakmayız" söylemi altında, yönetimi alanların bu mühim meseleyi çözebilecek yönetsel beceriye sahip olmadıklarını daha önce defalarca görmüştük. Yine de, genel kurulda Ali Eldem'in "denize düşen" örneklemesi ile betimlenebilecek bir umut ile umutlananlar oldu. Değişen bir şey olmadığını görmek için sportif direktörün sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımları okumak yeterliydi. Profesyonellikten uzak, yalan beyanlarla taraftarı kandırma felsefesi kısa sürede meyvesini vermiş ve bir anda baş tacı edilmişti. Ama gerçeklerin üzerini örterek ortadan kaldıramazsınız. Tüm dosyalar kapatıldı, futbolcuların tüm alacakları ödendi diyerek, taraftarı kasten aldatma anlayışıyla nereye kadar gidebilirsiniz ki? Öğreniyoruz ki, FIFA'daki dosyalar kapatılmamış, futbolcular ikna edilmiş, bir miktar ödeme yapılıp kalanı yapılandırılmış. Bu görüşmelerin yapılması, futbolcuların ikna edilerek, borcun ötelenmesi ve zaman kazanılması bir başarıdır. Bunu olduğu gibi ifade etmek yerine dosyalar kapatıldı diyerek, yalan beyanda bulunmanın nasıl bir mantığı olabilir ki? Ve bu yalana ses çıkarmayan yönetimin, "camiaya yalan bilgi veriyorsun" diyemeyen yönetimin, bu açıklamaları bu şekilde yönlendirme yapması ihtimali var mıdır? Yarın bir gün, sportif direktör "böyle aktarmam istendi" derse, şaşırır mıyız?

Demek ki, tüm hesaplar takımın süper lige çıkmasına göre yapılmış ve sorun Haziran ayına ötelenmiş. Peki ya süper lige çıkamazsak ne olacak? Ne olacağını söyleyeyim. FIFA, ödemesini alamayan ilk futbolcunun başvurusu ile iki dönem daha transfer yasağı gelecek ve bilmem kaç puan silinecek. Bir kaç maç daha kaybedersek, yeni hedefin ne olacağını hepimiz biliyoruz. Durumun bu noktaya doğru gitmesi halinde, sezonun sonu gelmeden yeni bir olağan üstü genel kurul ve yeni bir kaos ile karşılaşabilir miyiz?

Sonra Kaan'ın, İstanbulspor maçında taç çizgisindeki tepkisiyle öğreniyoruz ki, Kaan'a hala ödeme yapılmamış. Taraftar, "paranızı da aldınız, oynasanıza" diye tepki verince, Kaan taç atışını kullanmadan önce "ben almadım, başkana sorun" diye tribüne laf yetiştirmiş. Eee hani tüm futbolculara ödeme yapılmıştı? Konuyla ilgili kurumsal tek bir açıklama yapılmamış olması ise, işin en can alıcı boyutu. Biz bu gerçekleri neden yönetim kurulundan öğrenemiyoruz? Tribündekiler sportif direktörün sosyal medyadaki açıklamalarına dayanarak, herkesin parasını aldığını sanıyor. Gidiyor futbolcuya yükleniyor, tatsız olaylar meydana geliyor.

İstanbulspor maçından sonra, sportif direktör "gereken yapılacak" demiş. Başkan "kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız" demiş. Ofoedu'ya bilerek kart görüp, erken tatile çıkma planı yüzünden ceza da verecektiniz ama yapamadınız. Şimdi gerekeni yapacağınıza nasıl inanalım? Ve yapılması gereken nedir? Kaldı ki, şu maçın skorunun bir numaralı sorumlusu hocadır. Ona para cezası mı vereceksiniz? Kulüpteki gelişmeleri, maaşlı bir çalışanın sosyal medya hesabından aktarmak yerine, bir an önce basın toplantısı yaparak, camianın doğru olarak bilgilendirilmesini temenni ediyorum. 

Eskişehirspor'u bekleyen en yakın tehlike ise transfer döneminde olmamız. 31 Ocak'a kadar transfer devam ediyor. Ödemesini alamadığı için veya hocayla anlaşamayanlar dışında, transferi söz konusu futbolcular var. Bunlardan biri Akaminko, diğeri ise Dorukhan. 31.05.2019'da sözleşmesi bitecek olan Akaminko ile ligden umudunu kesen ve gelecek senenin kadrosunu yapmaya çalışan Karabük ciddi şekilde ilgileniyor. Geçtiğimiz gün Karabük başkanına Radyospor'da sordular, "kesinleşen bir  şey yok, bakıyoruz" dedi. Sinan Özeçoğlu yönetiminin 2022'ye kadar sözleşmesini uzattığı Dorukhan için ise Trabzon ve Başakşehir'in ilgilendiği duyumlarını alıyoruz. Bu iki futbolcudan birinin satılması bile, "bu takım süper lige çıkamaz, bari verdiğimiz paraları geri alalım" zihniyetinin göstergesi olacaktır. Yani 31 Ocak'a kadar yönetimin vereceği satış kararı, aynı zamanda yönetimin görevde kalma kararının da göstergesi olacaktır. Ve bunu Elazığspor maçının sonucuna göre göreceğiz gibi duruyor.  

Tüm bu olumsuzluklar içinde, karşılıksız sevebilenlerinden başka hiçbir şeyi kalmamış bir kulübüz. Kulübün sahip olduğu bu paha biçilmez sermaye, yeniden ayağa kalkabilmek için tüm bahaneleri ortadan kaldırmaktadır. Bu sermayeyi kullanarak, Eskişehirspor'daki taşra zihniyetini sonlandırmak ve çağdaş bir yönetim anlayışına geçecek değişimi başlatmak gerekiyor. Bu değişimi hayata geçirmeden, bu kulübün kalıcı sportif başarılar elde edebilmesini ve mevcut sorunlardan kurtulabilmesini mümkün görmüyorum. 

Bu değişimin nasıl olması gerektiğini, buradaki yüzlerce yazının içinde bulabilirsiniz. Mesele bu değişimi kimin yapacağında. Eskişehirspor'un derdini dert edinenler, büyük bir mücadeleye hazır olmalılar. Zira gidişat hiç de iyi değil.


***


Henüz 5 yaşındayken, babası öldürülen bir çocuğun, babasının yaptığı şarkılar kadar güzel bir şarkısıyla kapatalım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder