30 Kasım 2017 Perşembe

Konuşan Adam

Hatırlayanlar vardır belki. Yazın üst üste yapılan ve sonuçsuz kalan genel kurullardan sonra Twitter’dan şöyle yazmıştım.
Kongre gecesi stresten uyuyamamıştım. Sabah evden çıkarken, “akşam görüşürüz” dedim eşime.  “Boşuna gidiyorsun” dedi, “yine ertelenecek.”

Bir süre sonra, her ne kadar anlamasalar da, sırf sizi sevdikleri için durumu kabulleniyorlar. Benim gibi binlercesinin eşleri ve çocukları, Eskişehirspor’un hayatlarımızda ne kadar önemli olduğunu günün birinde mutlaka anlıyorlar. Nasıl anlamasınlar. Kimimiz tuvalete girip ağlıyor, kimimiz yastığın altına. 

Kongre bitti, sonra bir mesaj geldi. “Gelmiyorsun değil mi?” diye soruyordu.

Kongre salonunun dışında elini kavradım.” Hiçbir yere gidemezsin” dedim. “İhtiyacın olan parayı sana fazlasıyla bulacağım. Anlatmama müsade et, seni ikna edeceğim”  Sanki derdi paraymış gibi, bir çocuk saflığıyla.

“Hadi gel yemeğe gidelim, orada konuşuruz” dedi. Tren biletini açığa aldım, eşime mesaj yazdım, “yarın görüşürüz.” Arabanın arkasından bir grup, içlerinden bağırıyorlardı, "haydi Bülent, ikna et başkanı".

Hatırlayanlar vardır, hani “Konuşmayan Adam” diye bir hikaye anlatmıştım sizlere. Hani onu tartmaya çalışmıştım ama hiç konuşmamıştı ya. Bu sefer konuştu. Birisi size ilk önce çocuklarını anlatmaya başlıyorsa, onu dinleyin, ona güvenin. Çünkü daha ilk dakikadan size en zayıf noktasını belli eder. Restorana gelene kadar ağırlığını gösterdi. Çocuklar, çocuklar, çocuklar. En ağırından. Benim tartabileceğimden daha ağırdı. Ne şanslı çocuklar. Gurur duyun babanızla.

Sonra anlattım dinledi, Eskişehir Basket elindeki maçı pisi pisine verirken.

Gecenin ilerleyen saatleriydi. Konu Eskişehirspor olunca, saatler ne kadar da hızlı geçiyordu. Oysa daha anlatacak çok şey vardı. Fatih, Melih otel için seferber olurlarken, eski hocamın peşinden uyumaya gittik. Ve yine uyuyamadım.

Ertesi gün sabah saatleri, camianın saygın bir abisiyle beraberdik. Bana dedi ki, “uzak durmalı, onu yıpratır, yok eder” Kızdım, “yapma etme be abi, O bizim tek umudumuz.”

Sonra aradı, “dün yarım kaldı, kaldığımız yerden devam edelim” diye.

Camianın güzel insanlarından birini daha çağırmıştı. Anlattım, dinlediler, 200 belki de 300 milyon koydum masaya. Umursamıyordu. Meselenin para olmadığını geç de olsa o sırada anladım. Tek taraflı aşka tutulmuştuk. Biz sadece Eskişehirspor’u seviyorduk.  Sinan Özeçoğlu umurumuzda değildi. Onun neler yaşadığı, kendisini nasıl yapayalnız hissettiğini umursamıyorduk. Kendisine verilen sözlerin tutulmamasını, bu kadar kısa sürede nasıl yıprandığını hiçbirimiz önemsemiyorduk. Her şartta devam etmeliydi. Çünkü egoisttik, onu değil sadece Eskişehirspor’u düşünüyorduk.

Oysa Eskişehirspor bizim için ne kadar önemli ve vazgeçilmez ise, Özeçoğlu ailesi için de Sinan Özeçoğlu öyle hatta daha değerliydi. Bu adam benim abim veya babam olsa, böylesine yıpratılmasına müsade eder miydim? “Devam et” diyebilir miydim? Bu adamı gerçekten sevenler, “ne olursa olsun devam etmelisin” diyebilir mi? 

Bu kulübe gelen en sıra dışı başkanı, 4,5 ayda farkında olmadan tükettik. Her sorunla tek başına savaşmaya mecbur ettik. Savaştı ve benim nazarımda kazandı. Daha bugün, istifasını vermiş bir başkan olarak kulübün mali sorunlarıyla, kendi cebinden ilgilendiğine şahitlik ettim. Daha ne olsun?

Eski yazılarımda, Sinan başkanı Yalçın Kılıçoğlu’na benzetmiştim. Bugün daha net görüyorum, Yalçın Kılıçoğlu’na sahibiz, bize bir Murat İnce lazım. Eskişehirspor tarihini bilenler, okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.

Şimdi sevgili Sinan başkandan tek bir dileğim var. Lütfen, çarşamba günkü kongreyi, korunaklı üniversite kampüsünde değil taraftara açık bir yerde yapalım. Birileri gelsin de, taraftarlık doktorasını bizim aramızda, Eskişehirspor’u gerçekten sevenlerin arasında yapsın. Öyle arka kapılardan değil, taraftarın arasından geçerek, ön kapıdan girsinler içeri.

Eskişehirsporlu olmanın ne demek olduğunu, binlerce kardelen olduğumuzu, şahs-ı muhteremlere teker teker, özenle gösterelim. Sonra Murat İnce’yi başkan seçelim. Eskişehirspor’u yaşatmaya sonsuza kadar devam edelim.

***
Şarkımız gelsin. Bateride Erkan Zengin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder