18 Eylül 2017 Pazartesi

Adios Amigo

Sabahtan beri bir sıkıntısı olduğu her halinden belliydi. Bir şeyler söylemek istiyor ama söyleyemiyordu. Akşam dükkanı kapatmadan önce karşıma dikildi.
-Patron.
-Efendim Hilmi.
-Patron.
-Evet Hilmi.
-Şey. Hani sen hep şey diyordun ya.
-Hilmi ne söylemek istiyorsan söylesene.
-Şey. Neyse ya, boş ver.
-Ulan beni deli etmeye mi çalışıyorsun? Söylesene ne söyleyeceksen.

Şekilden şekile giren Hilmi'nin kolundan tutup, masamın karşısındaki koltuğa oturttum. Sonra da yanına oturdum.
-Evet seni dinliyorum.
-Hani sen hep diyordun ya.
-Ne diyordum ben?
-Hani git, dil öğren, kültür öğren, kendini geliştir diyordun ya.
-Evet.

Cebinden bir zarf çıkardı. Başvuru yaptığı okuldan gelen kabul mektubunu ve uçak biletlerini bana doğru uzattı. Daha başka bir şey söylemesine gerek yoktu. Belli ki Hilmi gidiyordu.

-Allah da benim belamı versin Hilmi.
-Patron öyle deme ya.
-Yok yok. Sana aynen böyle dedim biliyorum. Şu bok çenemi tutamadım. Ağzıma sıçsınlar Hilmi. Öyle bir  sıçsınlar ki bir daha böyle konuşamayayım.
-Patron bu kadar büyütme, mayıs ayında geleceğim.
-Hah işte bizim oralarda kurumamış inek bokuna da mayıs derler. Şu anda tek kelime ile kendimi mayıs gibi hissediyorum. Dilime mayıslayım.

Sonra sessizce oturduk. Çaresizce gözümü tavana diktim.
-Ne zaman döneceğim dedin?
-Mayıs ayında.
-Çok var be.
-Sayılı gün patron.
-Ulan koca bir sezonu kaçıracaksın. Yazın bir aylığına filan gitsene.
-Patron bir ay içinde dil öğrenilmez ki. Hem bir aylık okul olur mu hiç?
-Hilmi sokarım öyle okulun içine. Para tuzağı bunlar. Hem nerede kalacaksın, ne yiyecek ne içeceksin?
-Hepsini ayarladım patron.
-İyi halt ettin Hilmi.

Ne söylesem faydasızdı. Kendi kalesine gol atan stoper misali çaresizdim. İçimdeki tüm hücreler, tribündeki koca göbekli çekirdekçiler gibi homurdanıyorlardı. Golü kendi kalemize atmıştık ama hiç olmazsa ikincisini kurtarmalıydım.

-Hilmi, ben sana "git ve bir daha da gelme" de dedim, değil mi?
-Dedin patron.
-Her insan yanılır Hilmi. Zamanında alkollüyken bir şey demişiz işte, sen her denilene inanma. Yapamazsın oralarda. Canın sıkılırsa çık gel. Okul parasını filan yak gitsin. Ben karşılarım zararını. Hem bak burada bir sürü dil okulu var. Şehirde iki tane üniversite var. Master yaparsın, üstüne doktora yaparsın. Sana ders saatlerinde ücretli izin de veririm.
-Tamam patron.
-Mayıs ayında geleceksin değil mi?
-Evet patron.
-Ulan koca sezonu kaçırıyorsun.
-Biliyorum ama gitmek için bu belki de son şansım. Yine de gitme dersen...
-Gitme dersem gitmeyecek misin?
-Sen dersen gitmem.

İçimdeki her bir dna, kontra atağa kalkmış pırpır açık oyuncusu gibi hücum ediyor, "gitme de, gitme de" diye çığlık atıyorlardı. Hilmi'ye şöyle bir baktım. Genç, yakışıklı, akıllı bir adam vardı karşımda. Onun gibi birinin dükkanda çırak olması benim için büyük şanstı. Onun yerini doldurmak mümkün değildi ama onu seviyorsam yoluna çıkmamam gerekiyordu. Onu gerçekten seven, ona değer veren herkes böyle yapmalıydı. İçimdeki çekirdekçi tayfa mayıs ayına kadar istifa diye bağıracaklardı. Hilmi'nin karşısına geçmektense, çekirdekçi tayfayı karşıma almayı seçtim.
-Hilmi.
-Buyur patron.
-Senin telefonda görüntülü görüşme yapılıyor mu?
-Evet.
-Her hafta en az bir kere görüntülü arayacaksın. Söz mü?
-Söz patron.
-Paran bitince hemen arayacaksın. Söz mü?
-Söz patron.
-Mayıs ayında gelirsen kalfa olursun, yok ben biraz daha kalayım dersen çırak olarak kalırsın, sopayı da yersin.
-Tamam patron.
-Gel ulan eşoğlusu, sana bir sarılayım.


Hilmi dükkandan çıkarken, son kez şansımı denemek istedim.
-Dur ulan. Ya sen gelene kadar puanlar silinirse, küme düşmeyi garantilemiş olursak. Sen bensiz ne yaparsın oralarda. Gitmesen mi acaba?

Söylenebilecek en saçma bahaneydi. Bana gülümsedi ve çıktı gitti.

Ben bu satırları yazarken, bizanslı olduğu her halinden belli olan bir garson masama geldi.
-Abim bu servisi kaldırayım mı?
-Ha.
-Tek başına oturuyorsunuz. Bu servisi kaldırayım isterseniz.
-Neden ?
-Misafiriniz gelmeyecek herhalde.
-Mayıs'ta gelecek.
-Efendim.
-Mayıs'ta gelecek diyorum, kaldırma.

***





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder