4 Ağustos 2017 Cuma

Bizim, Bizden Başka...

Tribünlerden hepinizin bildiği bir abimiz var. İsmi önemli değil. Zaman zaman sıkıştığında arar beni, gereğini yapmaya çalışırız. Yine öyle bir gündü ve beni aradı. Geçirdiği ameliyat nedeniyle bağırsaklarının bir kısmını aldılar. Kalın bağırsaktaki pislikler, bir süre kadar bağırsağına bağlı hortumun ucundaki torbaya dolacaktı. Tanesi 50 TL olan da varmış ama O "10 TL'lık da olsa razıyım" diyordu. Yoksa alışveriş poşetlerinden kendisine torba yapacakmış. 1,5 ay daha hortuma bağlı kalacağı için, en az 100 tane torbaya ihtiyacı vardı. Devlet karşılamıyormuş. Kendisini ameliyat eden doktor, ona bir miktar alıp vermiş ancak elinde 4-5 tane kalmış. 

Dedim ki, "bana şu torbanın fotoğrafını çek de gönder, hemen temin edelim." Derken birisi beni aradı, torbanın ismini söylemeye çalıştı. Ancak trafikte olduğum için not alamadım. "Bana fotoğrafını çek de gönderiver kardeşim" dedim. Arayan arkadaşın cep telefonu fotoğraf çekmiyormuş, gönderemedi. Abimizi tekrar aradım, "abi bir fotoğraf çekip gönder bana" dedim. Okuma yazması bile yok ki, benimki de iş değil. Zannediyorsun ki, herkeste akıllı cep telefonu var. Ben salak salak beklerken, sağlık sektörünün ve Kızılcıklı tribünlerinin duayenlerinden bir arkadaşıma konudan bahsettim. "Buluruz" dedi, "bana resmini, adını vs bir şeyler söyle"

Koca şehirde, derdine derman bulamayan abimizin başka şehirdeki gönüldaşlardan çare aramasına içerleyerek, o güzel şehirde ne kadar iş insanı varsa küfürü bastım, yalan yok.

Gecenin karanlığı çökerken, abimizi tekrar aradım.
-Gözünü seveyim, oralarda fotoğraf çeken bir telefon bulsana.
-Gerek kalmadı abi, hallettik.

Benden 20 yaş büyük olmasına rağmen bana "abi" diye hitap etmesine mi kızayım, "hallettik" demesine mi sevineyim bilemedim.
-Hani geçen para göndermiştin de, şu kahveye git, şunu bul, ondan al demiştin ya.
-Evet abi.
-O kahveye gittim. Kapıda beni görünce "gel çay ısmarlayalım" dediler. Dedim ki, "şu lanet torbanın fotoğrafını çekin de, Bülent abime gönderin". Meseleyi anlattım. Kahvedekiler seni tanıyorlarmış. Biz hallederiz, boşver Bülent Abi'yi dediler. Çay ısmarladılar, onu içiyorum şimdi. Allah senden razı olsun abi.

Telefonu kapattım, içimi bir huzur kapladı. Oğlan karşımda, göz yaşlarımı gizliyorum. Eskişehirspor üzerine yemin ediyorum o kahveyi hatırlamıyor, o kahvedeki güzel insanlar kim bilmiyorum. Onlar her kimse, hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum. Elimden daha fazlası gelmiyor.

Bu hikaye dün gerçekleşti. Bugün ise Genel Kurul'da esip yağan gürleyen iş insanlarının, kafalarını kuma gömdüğü haberleri geliyor. 2001 yılı sonunda bir bağış toplantısı yapılmıştı. O gün 1965'lilerin masasında, medar-ı iftiharımız, özlem ve hasretle andığım ender insanlardan, Eskişehirspor'un en gizli kahramanlarından Kayhan Uzbil, bir formaya servet ödemişti.  Purosunu da yakmış, rahatlamıştı. Derken teknik direktörümüz rahmetli Kenan Korkmaz, Aydınlı olmasına rağmen, gecenin en büyük bağışını yapmıştı. Onu gören iş insanları, alkolün de etkisiyle benden şu kadar diye çıktılar ortaya, mikrofonu alıp estiler, gürlediler. 

Ertesi gün emektar kulüp müdürümüz Can Öksüz'ü aradım.

-Can ne kadar toplandı dün gece?
-Ben de şu anda onların peşindeyim.
-Nasıl yani?
-Gece şu kadar vereceğim diyenleri tek tek ziyaret ediyorum, çekleri toplamaya çalışıyorum.
-Eeee.
-Kimse o kadar para sözü verdiğini hatırlamıyor. "Alkollüydüm" diyorlar.

Diyeceğim şu ki, biz bizeyiz dostlar. 
Sadece biz bize. 
Hazırlık maçına bile, şampiyonlar ligi maçından daha çok gidenler.
Sıkı sıkı sarılın birbirinize. 
Omuz omuza.
Kimsemiz yok bizden başka.

Ve ben sizden daha güzelini, görmedim şu hayatta.


***

Türk Indie gruplarından Sakin, en iyilerden biriydi. Yok oldu gitti. Kalite kokan bir şarkılarıyla veda edelim. Onur Özdemir, şu güzelim grubu tarumar ettiğin için, senin de yaptığın işin içine tüküreyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder