14 Şubat 2017 Salı

Kuklalara ve Efendilerine



Alpay Özalan demiş ki; sportif başarısızlık yok, “EVET” dediğim için gönderildim. Öyle mi, değil mi bakalım. En barizlerini sayarak hem de. En barizlerini diyorum zira Alpay’ı futboldan men etmeye götürecek kadar futbol cahillikleriyle dolu bir dönem geçirdik. Geçen sene süper ligdeki kadrodan daha güçlü bir kadroyla alt ligde mücadele ediyoruz. Mesela son haftanın yedek oyuncu listesine bakıyorum. Golcü Semih Şentürk, sağ açık Ofoedu, stoper Hakan Çinemre, bizden başka her takımın ilk 11’inde oynayabilecek sağ açık Murat Uçar, sol bek Bilal Aziz, geçen sene süper ligde Kayserispor kalesini koruyan Kayacan yedekte.  Aykut Akgün, Hasan Hüseyin (sakat), Felix Michel  kadroda bile değiller. Erkan Zengin, Ruud Boffin, Bruno Mezenga, Hürriyet Güçer, Uğur İnceman, Tarık Çamdal, Kamil Ahmet, Trabzonsporluların (haklı olarak) baş tacı Ramazan Övüç, geleceğin süper yıldız adayı Dorukhan Toköz (20 milyon € verseler satmam) ile TFF 1.lig için olağanüstü isimler. Bütün bu takımın başında da Alpay Özalan var.

Manisa deplasmanında daha 26.dk’da 10 kişi kalmamıza rağmen, 80. dk.’da  1-3 öne geçmiştik. Maç bittiğinde skor 3-3 idi. Oyuna müdahale etmek için, Alpay oyuncu bile değiştirmedi. Ama Alpay, “EVET” dediği için gönderildiğini iddia ediyor.

Ümraniye deplasmanında, Ruud Boffin son dakikada gol attı da bir puanı kurtardık. Kalecimiz Boffin attı. Kalecimiz… Söz konusu Ruud Boffin olunca, kurtardığı penaltılar olmasa sonuçlar nasıl olurdu kim bilir diye de eklemek gerek. Ama Alpay, “EVET” dediği için gönderildiğini iddia ediyor. 

Göztepe maçında takımı sahadan çekerek, 6 puan birden kaybettirdi. Diyor ki, "başkan öyle istedi". Sen kuralları bilsen, başkanı uyarırdın. Biz ekran başında orayı burayı arayıp, takımı sahaya döndürün diye bir tarafımızı yırtarken, sen takımı sahadan çekiyordun. Kaldı ki, başkan (ki kendisinden hiç haz etmem) sırf seni korumak için “ben istedim” diyecek kadar, tüm kabahati üstüne alacak kadar arkandaydı. Ama Alpay, “EVET” dediği için gönderildiğini iddia ediyor.

Kendi evimizde bu kadroyla Denizli’ye 0-3 yenildik yahu. Ama Alpay, “EVET” dediği için gönderildiğini iddia ediyor.

İçeride Balıkesirspor’a karşı 3-0 öndeyken orta sahadan adam eksiltip, hücumda çoğalma fantazisi yüzünden maçı 3-2 zor bitirebildik. 10-0'a mı oynadın arkadaş. Ama Alpay, “EVET” dediği için gönderildiğini iddia ediyor.

Semih’le takıştı, kadroya almadı. Hakan Çinemre ile takıştı, yedek bıraktı. 10 numara mevkisinde oynayabilecek Uğur İnceman’ı stoperde kullandı. Ama Alpay, “EVET” dediği için gönderildiğini iddia ediyor.

Çinemre’yle takıştığı için sakatlıktan sonra bir türlü düzelemeyen Akaminko’yla sahaya çıktı. Sonuç hep hüsran oldu. Ama Alpay, “EVET” dediği için gönderildiğini iddia ediyor.

Sol beke koydu olmadı, sol açığa koydu olmadı, sağ açığa koydu olmadı. Yine de Kaan’dan vazgeçemedi. Ama Alpay, “EVET” dediği için gönderildiğini iddia ediyor.

Son olarak içeride bu kadroyla Manisa’dan 5 yedik. Sayesinde Bahattin Köse'nin attığı Gareth Bale golü sosyal medyayı salladı. Saçma sapan kadro tercihleriyle, oyunu okuyamamasıyla, futbolcularla takışmasıyla geldik bugünlere. Ama Alpay hala, “EVET” dediği için gönderildiğini iddia ediyor.

Alpay Özalan, sosyal medyadan bir video yayınladı ve siyasete kendisi  taraf oldu. Elbette bireysel olarak herkes siyasi görüşünü ifade edebilir. Ama sen kocaman bir camiayı temsil ediyorsun. Yaptığın her olumlu veya olumsuz hareket, içinde bulunduğun camiaya malolur. Bu camianın içinde siyasetin farklı kanatlarına mensup insanlar vardır. Hepsinin ortak noktası Eskişehirspor’dur. Ve sen bu takımın teknik direktörü olarak, "EVET" veya "HAYIR" diye bir görüş bildiremezsin. Arkadaşlarınla konuşurken ne dersen de. Ama sosyal medyadan böyle bir açıklama yaparsan, cevabını da almaya hazır olmalısın. Alpay Özalan “beni sosyal medyada linç ettiler” diyor ama işin içine sosyal medya yoluyla siyaseti sokan kendisi olmasına rağmen, şikayet eden de kendisi oluyor. Görevine teknik beceriksizliği yüzünden son verilince de, gönderilmesini siyasi olarak yorumluyor. 

Kendisi bu kulübe hangi referansla geldi bilmiyorum. Geldiğinde hiç kulüp takımı çalıştırmamıştı. Diploması da yoktu. Diploması olup olmamasına da takılmıyorum. Bu ülkede kimler kimler diplomasız nerelere kadar geliyor. Yeteneği varsa yapabilir elbette. Sonuçta bu kulübe, geçmişteki teknik direktörlük başarılarıyla gelmedi. Nasıl geldiğini bilmiyor ve izah da edemiyorum. Ancak bildiğim bir şey var ki, gidişi İzmir Marşı ile olmuştur. Eskişehirspor tarihinin en kötü teknik direktörü olarak tarihe kazınmıştır.

Daha bitmedi biliyorum. Televizyonlara çıkıp anlatacak. Belli medya gruplarıyla röportajlar yapılacak. Hatta taraf olduğu siyasi kanattaki güya Eskişehirli olanlar, Eskişehirspor üzerinden söylenmeye başladılar bile. Eskişehirspor’un, her hangi bir siyasi görüşün üzerinde olduğunu idrak edememiş olan bunlar gibi kuklalar için bulunmaz bir fırsat.

Eskişehirspor’un taraftarı olmanın felsefi bir tarafları olduğunu anlayamamış olanlar için, bulunmaz fırsat.

Eskişehirspor’un tarihini bilmedikleri gibi, okumak için zahmete bile girmeyenler için bulunmaz fırsat.

Varsa yoksa şahsi menfaatler. Şahsi menfaatleri için Eskişehirspor’u kullanmaktan imtina etmeyenlere karşı, her şeyini Eskişehirspor’un menfaatleri üzerine kurmuş insanları yenemeyeceklerini bilmiyorlar ama çok yakında öğrenecekler.

Bu takım şampiyon olduğunda, sağcısı solcusu, evetçisi hayırcısı, hatta hayatında hiç sandığa gitmemiş olanlar beraber sevineceklerdir. Kimisi şükür namazı kılacak, kimisi meyhanede kadehleri tokuşturacaktır. Biz böyleyiz, yerseniz arkadaş. İnançlarımız, siyasi görüşlerimiz bizi birbirimizden ayıramaz. Biz büyük Eskişehirspor taraftarıyız.

Varsın şampiyon olamayalım be, amatöre kadar düşelim. Biz beraber üzülmeye yine devam ederiz ve siz bunu da anlayamazsınız. Eskişehirspor sizin küçük dünyalarınıza, sinsi planlarınıza, menfaat sahibi kalplerinize sığmayacak kadar büyüktür.

Şimdi Al’ın Pay’ınızı, dönün kirli menfaat dünyalarınıza.

Alpay Özalan, belki ileride iyi bir teknik direktör olabilir. Alpay Özalan, hata yaptım demeyi öğrenebilir, yaşadıklarından dersler çıkarabilir.

Ama Alpay’ın arkasından siyasi manevra yapan, sözde şehrin sakinleri, şehrinin takımının menfaatlerinden çok, şahsi menfaatlerini düşünen bu kuklalar, Eskişehirspor’un tarihinde kimlere diklenebildiğinden habersiz, kimlere kafa tutabildiğinden bihaber, ülkedeki tribün kültürünün baş mimarlarının çocuklarına, torunlarına karşı kazanabileceklerini sanmaya devam etsinler. Bu tribünler,  defalarca bunların efendilerini alaşağı etmiştir. Hem kuklalara hem de kuklaların efendilerine gereken dersi, gereken yerlerde vermeye devam edeceğiz. 

***


Şimdi gelelim şarkıya. Ağır mesaj içerir. Üstelik dünyanın en iyi gitar solosuyla beraber. Siyasi veya başka her türlü menfaatleri uğruna, Eskişehirspor'u kullananlara girsin. Alpay Özalan'ın da yolu açık olsun.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder