9 Eylül 2016 Cuma

Deplasman

AKŞAM 19:00

-Hilmi geç oldu artık çıkabilirsin.
-Patron sen çık, ben kapatırım.
-Oğlum çık işte, ben demleneceğim.
-haydaaa, bu olmadı.
-Ne olmadı?
-Şey, arkadaşlar gelecekti, dükkanda sabahlayacaktık. Sabaha karşı da yola çıkacaktık.
-Dükkanda sabahlamak da nereden çıktı? Hem sen nereye gideceksin?
-Yarın maç var ya.
-Eeee ne olmuş maç varsa?
-Patron kızma ne olur.
-Ulan Hilmi, yoksa passolig mi aldın?
-Aldım abi, dayanamadım. İstersen işten atabilirsin beni.
-Hilmi, sen bana posta mı koyuyorsun?
-Olur mu abi öyle bir şey?
-Yok yok koyuyorsun. Sana o lanet kartı alırsan başına gelecekleri söylemiştim. Git şu kapının dışında bekleyenleri içeri al. Ben varım diye girmiyorlar içeriye.
-Bunlar da erken geldiler.
-Gelin bakalım çocuklar. Oh oh formalar giyilmiş, atkılar takılmış. Hilmi dolaptan şişeyi getir, 4 tane de çay bardağı getir. Dolapta peynirle kavun da olacaktı.
-Abi tanıştırayım bu Ömer, bu da Anıl.
-Tanıyoruz. Yemek yediniz mi, karnınız aç mı?
-Sağol abi, yedik geldik.



GECE YARISI 00:00

-Gençler kafanızı şişiriyorum ama konu deplasman olunca tutamıyorum kendimi. Deplasman paylaşmak demektir.Deplasmana gitmeyen taraftar, çocuğunu sevmeyen ana baba gibidir. Deplasmana giden taraftar ise, sevgilisini görmek için binlerce km yol gidip, bir tane öpücük almadan geri dönendir. Anıl gözlerin kapanıyor, muhabbet sarmadıysa söyle.
-Yok yok, devam et abi.
-Deplasman yol uzadıkça, keyfi artan yolculuklardır. Deplasman otobüsü diye bir kavram vardır. Lastiği hep patlar, koltukları kırıktır, dönüş yolunda koridorda uzanıp yatmış insanlar vardır.


SABAHA KARŞI 03:00

-Ya işte böyle. Futbolun f'sini bilmeyen, hayatında bir kere bile futbol kitabı okumamış, bir kere bile futbol filmi izlememiş olanların koyduğu yasaklara rağmen yok olmaması için mücadele edilmesi gerek. Bakın size bir şarkı daha çalayım. Ne diyor şarkıda, "ben gidersem seni kim koruyup kollar" diyor. Deplasman taraftarı işte bu şarkıdaki adam gibidir. Takımı koruyup kollar. Şarkıda "ben gidersem, senin ateşini kim körükler, sıkıntılarından kim kurtarır seni" diyor. Özetle deplasmana giden taraftarla evlenilir, yuva kurulur. Anıl duyuyor musun beni?
-Ha, ne dedin abi?
-Anıl uyuklamıyorsun değil mi?
-Yok be abi ne uyuması, şarkı beni hayallere daldırdı da.


SABAH 06:00

-Deplasmanın en güzel tarafı ne biliyor musunuz çocuklar? Takım yenmiş. Sabaha karşı deplasman otobüsünden iniyorsun. Cebindeki son parayı da tüketmişsin, taksiye binip eve gidemiyorsun. Otobüs yok, dolmuş yok. Hava buz gibi. Üstün ıslak. Boğazın yanıyor bağırmaktan. Sesin kısık. Ellerin cebinde hızlı adımlarla eve doğru yürüyorsun. Elini cebine atıyorsun, anahtarın yok. Stada girişte almasınlar diye külodunun içine attığını hatırlıyorsun. Daldırıyorsun elini içeri, çıkarıp açıyorsun kapıyı usulca. Evdekiler uyanmasın diye, ışığı bile açmadan, parmak uçlarında içeri girerken mutfağın ışını açık görüyorsun. Kafanı uzatıp bakıyorsun, annen baban uyumamışlar, seni beklemişler. "hah" diyor baban, "hayta geldi". "oğlum" diyor annen, gelip sarılıyor, üstündekileri çıkarıyor, sobanın yanındaki kıyafetleri veriyor eline, "git değiş üstünü gel,sıcacık tarhana çorbanı içip yatarsın" diyor. Keşke günün birinde oğlum da kaçsa evden, mesaj atsa "ben deplasmana kaçtım, merak etmeyin dese", "doğum günümde deplase olursan bu iş biter" diyen sevgilisine posta koysa. De haydin be, sabah oldu. Yola çıkma zamanı. Bu arada Hilmi, maaşına ayda iki deplasman masrafı kadar zam yaptım. Gitmediğin her deplasman için iki katını keserim, ona göre. Madem aldın o lanet kartı, hakkını vereceksin.
-Yani beni kovmirsen öyle mi?
-Kovmirem ulan.
-Abi şu şarkıyı çalsana yeniden.
-Çalarız Ömer, çalarız. Ama önce şu Anıl'ı uyandırın, sızdı mı ne? Hilmi, giderken bayrakları tekrar tepeye çekiver.
-Tamam patron.
-Abi o bayrakları neden yarıya indirdiniz ki?
-7 Eylül'de indirdik Ömer. Sakaryaspor'un 2002'deki kazasında ölenlere saygı için. Ölümün rengi olmuyor işte. Haydi yolunuz açık olsun. Kazasız belasız gidip, gelin.
-Abi şarkıyı yeniden çalacaktın.
-Çalalım Ömer, çalalım. Hatta sesini de kökleyelim ki, Anıl da uyansın.

***


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder