6 Ocak 2016 Çarşamba

Ya Eskişehirspor'a Ne Olacak


Bundan 16 sene önce yapılan Genel Kurul'u hatırlıyorum. İbrahim Yaşar Dedelek divan başkanıydı. Kimse yönetime aday olmak istemiyordu. Kürsüye çıkanlar aday olabilecek sözde şehrin ileri gelenlerini iknaya çalışıyorlardı. Birisi şöyle dedi;

"Ne yapalım arkadaşlar, kulübün anahtarını belediye başkanına mı verelim"

Genel Kurul'dan bir ses yükseldi;

"O, bu kulübün anahtarını bile kabul etmez"

O gün, İbrahim Yaşar Dedelek çırpındı durdu. Devletin bakanıydı. Sözü geçerdi. İstese "sen olacaksın" diyebilirdi, yine de kimseye görev dayatmadı. Hadi koçum, hadi aslanım tarzında yaklaştı. Görevi alanlar ise şöyle dediler;

"yoğun baskılar nedeniyle, şehrimizin bu en büyük değerine sahip çıkmak için adayız"

İstemem yan cebime koy. İşte bu büyük bir yalandı. Aslında onlar da görevi istiyorlardı. Zira çıkarları vardı. Hepsi de görevi almak için karşılık bekliyorlardı. O karşılığı görenler her zaman aday oldular. Kulüp hep borçlu bırakıldı. Yönetimler, Eskişehirspor'un geleceğine bilinçli olarak bir tane tuğla koymadı. Kulüp borçlu kalsın ki, görev hep bizde kalsın mentalitesi bugüne kadar sürüp geldi. Hatta ben bu takımı bir üst lige çıkarmayacağım diyen başkan bile gördük.

Mesut Hoşcan, Halil Ünal ile yarışa girene kadar da hep tek adaylı Genel Kurul'lar yapıldı. Rica ile başkanlıklar verildi. Hatta benden sonra sıra bunda bile dendi. "Sen yeter ki benim alacaklarımı ver." Devir teslim ile yönetimler belirlendi. Sözde şehrin ileri gelenleri, tüm bu olaylarda yine başroldeydiler. Son olarak Mesut Hoşcan, Halil Ünal'dan yönetimi savaşarak aldı. Ama Eskişehirspor kulübünün borçları artık çok daha fazlaydı. İşin kötüsü, Halil Ünal döneminde yaşanan 3 Temmuz süreci ile birlikte kulüp manevi olarak da çok yıpranmıştı. Mesut Hoşcan kulübün  mali yapısını düzelteceğim derken, sportif başarısızlığa neden oldu. O denli başarısız oldu ki, onu destekleyenler bile noterden istifa çağrısı yaptılar.

9 Ocak 2016'da yeniden bir Genel Kurul var. Olağanüstü. Sözde şehrin ileri gelenleri yine toplanıyor, yine olmuyor. Herkes hesap kitap yapıyor. Topluyor olmuyor. Çarpıyor olmuyor. Bölüyor, çıkarıyor, karesini alıyor yine olmuyor. Olmuyor, olmuyor. Bu süreçte olan yine Eskişehirspor'a oluyor.

Sözde şehrin ileri gelenleri diye tabir edilenlere tapan, Eskişehirspor üzerinden rant sağlama derdindekilerden medet uman, ufak insanların ufak hesapları, derdi sadece Eskişehirspor olanları kahretmeye devam ediyor. Kahrediyor çünkü onlar birlik olup, gerçekten Eskişehirsporlulardan oluşan 41 kişiyi bir araya getirip, aday olamıyorlar. Ben gibi Eskişehir dışında yaşayanların durumu ise çok daha fena. İşi, aşı, ailesi yani tüm hayatı Eskişehir'in dışında olanların ellerinde, ayaklarında prangalar var. Çırpınıyorlar ama zincirlerinden kurtulamıyorlar. Sonunda hepsi alkolik olacak, çoğu da sirozdan göçüp gidecek.

Ne ilginçtir ki, 16 yıl önce olduğu gibi şehrin milletvekillerinden biri yine devletin bakanı. 16 yıl önce devletin bakanı bunların peşinden koşuyordu, şimdi bunlar devletin bakanı peşinden koşuyorlar. Belki isimler değişiyor ama rant sevdası değişmiyor. Maalesef, parası olmayanın itibarının olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Şahsi menfaatlerin, manevi değerlerden üstün olduğu bir dünya. Çıkar peşinde koşanların, yalancıların, hırsızların itibar sahibi olarak nitelendiği bir dünya. Kendisine bir parça saygısı olanın, insan içine çıkamayacağı bir ortamda bile hala aday olabilenlerin, bu camia içinde yuvalanmış olmalarından utanıyorum.

Hemen hemen herkes kim başkan olacak diye düşünüyor.
"Eskişehirspor'a ne olacak" diye düşünenler varsa eğer, onlara selam olsun.

***
Hakiki müzisyenlerden oluşan, Ankaralı bir grup ile kapatalım.

O bir araya gelemeyen 41 kişiye gelsin.

Umarım;
bugün boyu geçmeyen kıyılardan el sallarken uzaklara, yarın okyanuslara açıldığımızı görürüz.


1 yorum: