16 Ekim 2015 Cuma

Dükkan Açık Kalmış

Yazıyı okumadan önce, bilinmesini istiyorum. Eleştiriler, bizlere sunulan en büyük hediyelerdendir. Bir restoranta gittiğinde, yemekleri beğenmeyen ama bunu söylemeyen kişi, işletme sahibine büyük kötülük yapar. Çünkü bir daha gelmeyerek cezalandırır. Benim eleştirilerim, fermuarını kapatmayı unutan birisine, "dükkan açık kalmış" demeye benzer. En azından o seviyede yapmaya çalışıyorum. Umarsızca davranır "olsun, içeride eleman var" da diyebilirsiniz, teşekkür eder fermuarı kapatabilirsiniz de. Seçim sizin. Yine de kalbini kırdıklarım olursa, eleştiriye açığım.

***


Bu hafta Murat Dağtekin imzalı bir haber okuduk. Haber şöyleydi;
(http://www.eskisehiryenigungazetesi.com.tr/spor/sok-iddia-h13436.html)

Paralarını tahsil ettiler, kaçacaklar...
Bu korkunç iddianın bir gün sonrasında yönetimin çıkıp açıklama yapmasını alkışlıyorum. Başkan'ın söylediği gibi, doğaçlama olarak yöneticilerin arkasında duruyor olması da ayrı bir mesaj vermiştir. Yönetimi bu sağduyulu yaklaşımından ötürü tebrik ediyorum.


Yapılan açıklama, yönetimin kulüp yönetimine nasıl baktığını göstermesi açısından değerli bilgiler veriyor. Başkan'ın yaptığı açıklamada, alınan kredi ile ilgili söylenenler benim canımı epey sıktı. Vizyon sahibi bir başkan bunları söylememeliydi. Peki ne dedi başkan?
 (http://www.anadolugazetesi.net/hocan-sessizligini-bozdu-n-30550.aspx)



1)Bu yönetim, Eskişehirspor tarihinde bugüne kadar en çok para koyan yönetimdir.

Bu bir üstünlük değil, acziyettir. Bu kulüp eğer iyi bir yerlere gelecekse, yöneticilerin koyduğu parayla yönetilen bir kulüp olduğu için değil, kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi finansman kaynakları olan bir kulüp olduğu için gelebilir. Kulübün işleri yürüsün diye cebinizdeki parayı geçici bir süre kasaya koymak, sonra da kredi ile kendinize olan borçlarınızı ödemeniz çözüm değildir. Bu yaptığınız bu kulübe kötülüktür. Böyle yaparak yaraya merhem olmazsınız. Sadece olacak olanları geciktirebilirsiniz. Olanlar olunca da, yıkım daha büyük olur. İşte bu yüzden diyoruz ki, cebinde parası olan değil, aklında fikri, projesi olanlar yönetmelidir bu kulübü. Kendi finansman kaynaklarımızı yaratacak projeleri üretmeliyiz. Mesele kasaya ödünç para koymak değil, proje üretmek ve bununla finansman yaratmaktır. 


2)Evet, doğrudur kredi aldık.  Şu bir gerçek ki, halen Eskişehirspor’a kredi alabilecek bir yönetim var.

Kim kredi alır? Parası olmayan. Kredi alabildiği için mutlu olan bir kulüp başkanı olabilir mi? Kendi ayakları üzerinde durabilen bir kulüp olamadığımız için mutlu olabilen? Gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Aldığınız krediler nedeniyle kimbilir kaç yıllık gelirlerimize ipotek konuldu. Halil Ünal gitmeden önce, bir sene sonraki gelirleri nasıl kullandıysa, siz de aynısını yapıyorsunuz. Siz, Halil Ünal böyle yaptı diye, onu yerden yere vurmadınız mı? Sırf bu yüzden Halil Ünal'a beraberce kızmadık mı? Alternatifbank, kaç yıllık gelirimizin karşılığında bize bu kredileri verdi? Süper ligde kalırsak 2 yıl, bu sene düşersek 15 yıl mı? Kaç yıl? Bu kulübün geleceğinden kaç yılı daha ipotek ettik? Daha kaç yıl bu bankaya hizmet edecek bu kulüp?

Ben başkanın yerinde olsam bunları söylemekten utanırdım. Evet kızıyorum başkana. Bunları söylediği için değil, yaptığı için. Yaptığı şeyin kötü olduğunu bilen bunu açıklayamaz. Kötü bir şey yaptığını bilmediği için kızıyorum. Ve elbette yapması gerekenleri yapmadığı için. Bir taraftan da yanında onu yanlıştan döndürecekler olmadığı için üzülüyorum. Mikrofonlar karşısında arkasında yöneticiler olsa da, gerçekte sorumluluklar karşısında mücadele etmeye çalışan, yapayalnız bir adam. Yanında ona "hata yapıyorsun" diyebilen bir tane bile dostu olmadığı için üzülüyorum. Ona hata yapıyorsun diyenlere, Eskişehirspor düşmanı demesi, kimseyi Eskişehirspor düşmanı yapmaz. O böyle söylemeye devam ettikçe de, Eskişehirspor'u canı kadar sevenler dışında kimse kulağına eğilip, "yanlış yapıyorsun başkanım" diye fısıldamaz. 

Başkan'ın tüm bu açıklamalarının içindeki en önemli açıklaması ise şuydu;
"Sağlığımla ilgili konuşanlara en güzel cevabı ayakta olduğumu göstererek veriyorum”
Önemli çünkü özellikle böyle günlerde, ne yaptığını bilen, attığı adımların, söylediği sözlerin, verdiği kararların sonrasında neler olabileceğini sezebilen, ayakta ve yere sağlam basan bir yönetime ve onun başında sağlıklı bir başkana ihtiyacımız olduğu aşikar.


imza: bir dost


***
Her zaman ki gibi en sonda müzik. Bir önceki yazıda "keşke tek derdimiz Eskişehirspor olsa" demiştik ya. Aklımda hala geçen hafta yitip giden masum insanlar var.  Müzikten başka da, ruhumuza iyi gelen birşey yok gibi. Ölümlere, bombalara, savaşlara inat şarkılar söylemeli. En azından onlar öldürmez bedenleri.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder