13 Temmuz 2015 Pazartesi

Eskişehirsporlu Olmak Neden Zor

Aslında bu soruyu "sadece Eskişehirsporlu olmak neden zor" diye sormak en doğrusu. Yoksa bir kısım egemen kulüplerin taraftarlığı yanında Eskişehirspor'u da desteklemekten bahsetmiyorum. Yıllar önce kulübün organize ettiği yılbaşı tombalasında rakamları çeken görevli, torbadan tek rakam çıkınca "sadece iki" "sadece beş" diye bağırıyordu. Sonra elini torbaya attı ve "sadece yirmialtı" dedi. Tombalada çekilen bir rakamdan daha çok şey ifade ettiğini kaç kişi anlamıştı bilmiyorum. Bu yazıda yazılanları da kaç kişi anlayacak bilmiyorum. Yani diyeceğim şu ki; birden fazla takım tutanlar tamamen konu dışındadır. Onlar hiçbir hikayenin kahramanı olamayacaklardır. Onlar, hiçbir zaman arkanızı dönmemeniz gereken, şahsi menfaat, başarı, ego uğruna herşeyi yapabilme potansiyeline sahip bireylerdir. Şimdi bu, reyting alamayan dizilerde figüran bile olamayacak karakterleri bir kenara bırakarak tekrar soralım; sadece Eskişehirsporlu olmak neden zor?
Şu anda bir çocuğa 50 yıldır hiç şampiyon olamamış bir takımın taraftarı olması gerektiğini nasıl anlatabilirsiniz ki? 

-Sen bu şehrin çocuğusun.
-Baban da Eskişehirspor'u tutuyor.
-Kalabak suyundan içiyorsan, bizim takımı tutmalısın.

Evet bunları ardarda sıralayıp, sayısını artırabilirsiniz. Ama çocuğun bunları yiyeceğini mi düşünüyorsunuz. O çocuğa daha fazla hissedebileceği bir şeyler vermeniz gerekir. O anda anlayamayacak olsa bile, ileride "doğruymuş" diyebileceği bir şey.

Hayır forma alıp verin demiyorum. Hissedebileceği bir şey dediysem, maddi bir şey değil bahsettiğim. Belki koklayamayacağı, tadına bakamayacağı, sarılıp yatamayacağı ama kalbinde, ruhunda hissedebileceği. İyi de ne olabilir bu?

O çocuğa şu soruları sorun. 
-Babanın, annenden daha güzel bir kadınla evlenmesini ister misin? Artık senin annen o kadın olacak.
-Annenin, babandan daha zengin bir erkekle evlenmesini ister misin? Artık senin baban o adam olacak.

Çocuk yaştakiler bu sorulara "hayır" yanıtı vereceklerdir. Daha güzel bir anneyi, daha zengin bir babayı değil, kendi anne ve babasını tercih eden çocuk, maneviyatını kaybetmemiş, taraftar olarak kazanılabilecek bir çocuktur.

Bu çocuklar büyüdüklerinde, erkek olanları daha güzel bir kadın için, kız olanları ise daha zengin bir erkek için sevgilisini değiştirebileceğini öğrenecektir. Unuttukları  ise, yerine koydukları şeyin diğeriyle aynısı olamayacağıdır. Dolayısıyla büyüdüklerinde daha çok şampiyon olmuş, daha çok konuşulan bir takımın taraftarları olmaları doğal hale gelecektir. Seçim kriterleri, büyüklük ve güçten ibaret, sevdaları ise başarılara endeksli olacaktır.
50 yıldır şampiyon olamamış bir takımın taraftarları, manevi değerlerini kaybetmemiş o küçük çocuğun saflığına sahiptirler. Her ne kadar içlerinde, passolig alarak tribünde kader birliği ettiği arkadaşlarını, kardeşlerini, abilerini satma potansiyeline sahip olanlar olsa da...

Başlıktaki sorunun cevabı;
sadece Eskişehirsporlu olmak, bir çocuk saflığında sevebilmek ister. Böylesine saf kalabilmek kolay değildir. 

Şimdi bu yazıdaki Eskişehirspor'u çıkarıp yerine Samsunspor'u, Malatyaspor'u, Karşıyaka'yı, Altay'ı, Göztepe'yi, Zonguldakspor'u veya diğerlerini koyun; anlam yine de değişmez.

-Ama biz Robin van Persie'yi getirdik naaaber. Nani'de bizde.
-Olm lan Podolski geldi bize de.

İsmail Arca gibi kaç tane futbolcunuz oldu? Bağırsak kanseriyken bile oynamakta direnen, kırık parmağıyla Sevilla deplasmanında açıktan ortalar kesebilen futbolcularımız var bizim. Hadi bunlar eskidendi, hala kaybettiğinde daha yüksek sesle haykırmasını öğrenebilmiş taraftarız biz. Sizin yenilgi, hezimet dediklerinizden besleniriz. Yenidikçe çoğalırız, güçleniriz. Asla sevdamızdan vazgeçmeyiz. İşte o yüzden zordur Eskişehirsporlu olmak. Her bünye kaldırmaz. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder