13 Nisan 2015 Pazartesi

Spora Dair Yazanların Anadolu Takımı; Socrates



Ülkedeki spor kültürünün seviyesinin, çağdaş ülkelerdekine kıyasla seviyesizlik boyutunda olduğu söylendiğinde, buna itiraz edenleri “seviyesiz” diye itham edenler olursa, onları neyle itham edebilirsiniz? Başta futbol olmak üzere, sporun hemen her dalının yönetsel kanadına  siyaset bulaştırmış bir ülkenin çocukları, bundan daha iyisini hakeder mi?

İşte bu kültür düzeyinin yukarılara taşınmasında, spora dair güzel detayları yazma çabası içindekilerin emeklerini hep değerli bulmuş, onları bu ülkenin gizli kahramanlarından görmüşümdür. Biraz değil fazlasıyla delidirler. Çünkü yapmaya çalıştıkları şeyin ulaştığı hedef kitle, nüfusa oranla epey küçüktür. Bu kitle dışındakilere ulaşabildiklerinde ise anlaşılabilmeleri kolay değildir. Zaten hedefin dışındaki kitle, “kafayı yemiş bunlar” diye çoktan damgalamıştır. Biraz Eskişehirspor taraftarı gibidirler. Değerli şeyler ortaya koymaya çalışan ama anlaşılamayan. Hani büyük emeklerle koreografi hazırladığımızda, ekranlarda sadece 5 saniye gösterilmesi gibi. Ne yaparız sonra, vazgeçilir mi hiç koreografiden. Bunlar da böyle işte, ertesi gün başka bir hikaye anlatmaya devam ederler. Hikayeyi anlatırlar da, çoğu okumaz, bir kısmı okuduğunu anlamaz, bir kısmı unutur. Geriye üç beş tane sporsever kalır. Onlar da haftasonu geldiğinde, tuttukları futbol takımı üzerinden herkes gibi olurlar.

Üzerlerine yıldız tozu bulaşmamış bu deliler, bazıları için gerçek birer yıldız olsa da, nefret uyandıran söylemlerde bulunmadıklarından fazla tanınmazlar. Bunlar ekranlara çıkıp şov yapmayı da beceremezler. Herkesin yıldızı kendine göre parlar ya; biri spora dair yazar, hikayeler anlatır, içini aydınlatır Güneş gibi, kimisi de “tut” der, “saldır” der, “parçala” der ötekini, Dolunay’daki kurt adam gibi. Güya ikisi de yıldızdır işte.    

Bu deliler, bir başka delilik daha yapıp, yeni bir hayal kurmuşlar. Demişler ki, dergi yapalım. Bu devirde protest metal müzik yapmak neyse spor kültürü dergiciliği de öyle bir şey. Tamam deliler ama hadi gel de saygı duyma. Dergiyi koşa koşa aldım, geldim. Kokladım. Yeni doğan bebeklerin kokusunu içinize çektiğiniz gibi koklayın dergiyi. Mübarek nasıl da dergi gibi kokuyor görün. 

Hani biz hep deriz ya, “İstanbul takımı tutmak işin kolayı, yüreğin yetiyorsa şehrinin takımını tut” diye. Bunlar da biz gibi. Kolay yoldan gitmiyorlar. Onu buna kırdırmadan, ötekine sallamadan, spor kültürü yazıları karalıyorlar. Deliler yahu. Zır deliler. Ama güzeller be. Bunlar spora dair yazanların Anadolu Takımı. En güzel golü hep bunlar atarlar ama 3 puanı hep başkası alır ya, işte öyle. Neyse ki dertleri puan almak değil.

Lafı uzatmanın manası yok. Socrates çıktı. Almak gerek. Almak yetmez okumak gerek. Okumak yetmez, biriktirmek gerek.

Son söz Socrates'te yazan dostlara gelsin. Lütfen sırf satabilmek adına, sizi çizgi dışına taşımak isterlerse, yeniden hayal kurmaya başlayın. Hep sahada kalın.
***

Blog adeti gereği, yazı sonrası şarkı. “Bu devirde protest metal müzik yapmak neyse spor kültürü dergiciliği de öyle bir şey” demiştik yazıda. Murder King bu tanıma fazlasıyla uyuyor. Bu çocuklar da normal değil zaten :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder