23 Şubat 2015 Pazartesi

Beşiktaş Yenilmedi, Eskişehirspor Kazandı


Normalde her maç sonrası buraya bir şeyler karalamıyorum. Ama futbol medyası dünkü maçı her zaman yaptığı gibi İstanbul takımı üzerinden gördüğünden, sırf onlara inat ben de Eskişehirspor üzerinden değerlendirmek istedim. 

Kadrolar açıklandığında Sissokko'nun olmadığını, Serdar Özkan'ın 11'de olduğunu görünce şaşırmayan yoktur sanırım. Ama bundan daha ilginci ise Kaan'ın orta sahanın sağında başlayacak olmasıydı.

Skibbe geldiğinden beri top rakipteyken 5-4-1 olan, top bizdeyken 3-6-1'e dönen bir anlayışla oynuyoruz. Bu da taraftarın çok haz etmediği haddinden fazla defansif anlayışı öne çıkarıyor, "korkaklık" olarak da nitelendirilebilecek bir eleştiriyi beraberinde getiriyor. Her ne kadar ben de bu anlayışı benimsemiyor olsam da, diğer taraftan takımın her maç gol yediğini ve bunu alışkanlık haline getirdiğini düşündüğümde, Skibbe'yi bu noktada eleştiremiyorum.  Hatta Sezgin-Diego-Mustafa üçlüsüne bakıp, aralarında Akaminko gibi süpürücü bir stoper olmaması nedeniyle, bu şekilde gömülü oynamasını anlıyorum. Bu şartlarda takımı ileriye taşıyacak, dikine oynayan tek futbolcumuz Lawal'ın ve ileride Mori'nin performansı gol için önemli olmaya başladı. Gol için diğer bir seçenek ise kanatların düzgün çalışması. Bu sistem nedeniyle mi bilmiyorum ama hem Mori hem de Lawal, Skibbe'nin gelişiyle bambaşka oynamaya başladılar. Dünkü maçta altının çizilmesi gereken bir konu da, duran topların etkili kullanılmış olması. İlk yarının son dakikasındaki karambolde, kalenin önünde gol arayanların 2 stoper ve bir ön libero olması, takımın gol iştahını göstermesi adına önemlidir. Mustafa o kalabalığa terminatör gibi dalmasa iyiydi :)


Bireysel performanslara bakalım;

Boffin, inanılmaz kurtarışlar yapmaya ve inanılmaz hatalar yapmaya devam ediyor. Kamil Ahmet'in çizgiden çıkardığı topta ki pozisyon öncesi kendisine gelen geri pasını yana değil de, rakibe doğru oynaması affedilecek gibi değil. Bu maç kazanacağı primin yarısını gitsin Kamil Ahmet'e versin :)

Devre arasında transferini en çok istediğim futbolcu Mustafa Yumlu'ydu. Öyle zannediyorum ki, şu anda Türkiye'nin en iyi stoperlerinden biri.

Dün pozisyon bilgisi sayesinde bir topu çizgiden çıkaran, golün de bir nevi asistini yapan Kamil Ahmet, sadece bu maç değil, son maçlardaki performansına bakınca geçen sezon performansını yakalamış gözüküyor. Maçı erken terketmek zorunda kaldı. Umarım ciddi birşey yoktur.

Diego eskisi gibi değil. Zira maç eksiği çok fazla. Yaşadığı ard arda sakatlıklardan sonra bile iyileştiği ilk hafta kadroya girmesi harika.

Sezgin, bu takımın en önemli adamı. Sadece saha içinde değil, takımın kaptanı olarak da çok önemli. Yıllar geçtikçe futboluna akıl da katmaya başladı.

Birol, sezon başı aldığı şansı iyi kullanamadı. Yaptığı bireysel hatalar nedeniyle goller yedik. Dün oynadığı süre içinde de, öyle bir noktada top kaptırdı ki, bundan sonra kadroya girmesi bence süpriz olacak.

Özgür Çek, gerçek yerinde oynamıyor. Bence sol bek, takımın en zayıf noktası.

Lawal mükemmele yakın oynadı. 3 Beşiktaş'lı, (Kerim, Tolgay, Oğuzhan) onun dikine top sürmesi yüzünden sarı kart gördü. Yalnız bir pozisyon var ki, tüm orta alanı çalımlarla geçip, kaleye vurmak yerine topu Mori'ye çıkartsa, farkın büyümesi adına bir şansımız daha olabilirdi.

Causic, yine gösterişsiz ama faydalı oynadı.


Kaan boş kaleye gol atmış olabilir. Ancak oyunda kaldığı süre içinde, üst düzey mücadele gösterdi. Golü attığı pozisyonda, yanındaki Ersan'dan önce topa hareketlenmesi de, konsantrasyonunun ne denli yüksek olduğunun bir göstergesi. Ama golden ziyade sakatlandığı pozisyonda yere yığılmak yerine, topu çizgiden içeriye kesmeye çalışması maçın hareketidir. Golden sonra yaptığı kalp işaretiyle, golü sevgilisine hediye etti. Futbol böyle işte. Ankaragücü altyapısında yetişirsin, Eskişehirspor'da gol atarsın ve GS'lı sevgiline hediye edersin.

Mori bu takımın en önemli gol silahı. İleride tek başına harika işler çıkarıyor. Bir süre kesik yemesinin iyi geldiği belli.

Sissokko'nun ilk 11 başlamamış ve oyuna sonradan da olsa alınmamış olmasını, sadece yabancı sayısına değil antrenman performansına da  bağlıyorum. Skibbe çalışmayan adama formayı kolay kolay vermiyor. Mori'ye de aynısını yapmıştı.

Skibbe'yi eleştirdiğim nokta ise, maçın sonlarında yorulan ve artık ileride tek başına top tutamayan Mori'yi Emre ile değiştirmemesi ve son dakikalardaki oyuncu değişiklikleri. Serdar Özkan çıkınca yerine Ergün Teber niye girer, Kaan yerine Sezer niye girer anlayamıyorum. Skibbe'nin ne yapmaya çalıştığını biz anlayamıyorsak, rakip hoca ne yapsın :) Eğer günün birinde Lawal ile kaleci Sinan'ı değiştirirse, kendime söz verdim, şaşırmayacağım.

Takımın psikolojik yıkımdan kurtulması adına bu galibiyet çok önemliydi. Kafaya oynayan takımlardan alınacak 3 puan dışındaki 3 puanlar bu etkiyi yaratmazdı. Bu açıdan alınan galibiyetin önemi haddinden fazladır. 

Dün Beşiktaş, çok önemli futbolcularından yoksun olarak maça çıktı. Ama Eskişehirspor'da da Akaminko, Hürriyet, Sissokko gibi 3 önemli futbolcu oynamadı. Hürriyet'in yokluğunda çapa görevi yapabilecek Toko da yoktu. Yani bu sonucu Beşiktaş'ın eksiklerine bağlamak, onların adına hata olur. Maç sonrası zeminden, hakemden dert yananlar da hiç bahane aramasınlar. Bence Bilic, bu maçla ilgili dersine hiç çalışmamış. Belli ki onun bile kafasında sadece Liverpool maçı var, futbolcunun nasıl olmasın. Dün tek farkla yenildiği için kendini şanslı saymalı. Taraftarlar için her maç önemlidir. Ancak gerek teknik direktör, gerekse de futbolcu için Liverpool maçındaki piyasa, (kendini pazarlama) taraftarın ne hissettiğini umursanmaz kılıyor. Kendini futbolun daha büyük kulüplerine pazarlamaya çalışanların, ellerini iki yana açıp kartal işareti yapmalarına kanmaya devam edin isterseniz. 

Geçimini futboldan sağlayan, hayatını futbol üzerine kuran bir kesimin, zemin üzerinden sadece Eskişehirspor'a laf etmesi ise bilgisizliğin tavan yaptığı, Anadolu takımlarının takip edilmemesinin, Türk futbolunun sadece üç beş takım etrafında döndürülmesinin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye'nin en iyi zeminlerinden birinin bu hale gelmesinin birinci sorumlusunun TFF olduğunu bilmeyenlerin yorumculuk yaptığı bir ülkede, bu zemin aslında fazla bile. O sahaya traktör sokacak kadar işbilmezlik yapılmış olsa da, ölmüş bir zeminin bu hale gelmesi ciddi bir başarıdır. Bilmeyenler için söyleyelim, bu zemin, belli takımların ZTK maçlarını erteleyen TFF'nin, yoğun kar yağışına rağmen, adet yerini bulsun kıvamındaki Eskişehirspor-Makina Balçova ZTK maçını oynatma ısrarı yüzünden bu hale gelmiştir. TFF'nin ısrarı nedeniyle sahadaki karlar temizlenmiş ama ortaya çıkan sahada futbol oynanması mümkün olmadığı için, maç ileri bir tarihe ertelenmişti.    



Dün sahada forma giyenlerin içinde, benim için 2 tane utanç kaynağı futbolcu vardı. Serdar Özkan ve Sezer'in üzerinde Eskişehirspor arması görmek, nasıl acı veriyor anlatamam. Hani hep "veremeyecek hesabımız yok" derler ya. İşte bu, hesabını veremeyecekleri bir şey. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder