12 Aralık 2014 Cuma

İçimizdeki Kanatlar



Paralel evrenlerin birinde, saat başı bir güneşin batıp, diğerinin doğduğu bir gezegende, Can adında bir çocuk yaşarmış. Gezegenin sakinleri kanatlı insanlarmış. Bu gezegende şehirler bulutların üzerinde, evler ise bulutların üzerine yükselen ağaçların tepelerine yapılırmış. Çocuklar belli bir yaşa geldiklerinde evlerinden çıkıp, anne ve babalarıyla birlikte uçma denemelerinde bulunurlarmış. Günün birinde Can’ın babası hayatını kaybetmiş. Annesi aileyi toplamış ve “başka bir ağaç bulmamız lazım” demiş. Can daha tam olarak uçmayı öğrenemediği için, bazen annesinin bazen de abilerinin sırtında yolculuk ederek yeni evlerine ulaşmışlar.  Diğer çocuklar babalarıyla uçmayı öğrenirken, Can’ın bu imkanı olmadığı için, uçmayı diğerleri gibi hızlı öğrenememiş ve bütün gün ağacın en kalın dallarından birine tutunarak gününü geçirmeye başlamış.


Gezegenin başındaki en büyük belalardan biri, kanatlara yerleşen bir tür kansermiş. Hastalık, insanların uçmasını engeller ve kısa sürede öldürürmüş. Can’ın kanatları günden güne erirken, O etrafta uçuşan insanlara gıptayla bakarmış. En çok da Levent ismindeki gencin uçusuna hayranmış. Gökyüzünde süzülürken, bir anda farklı yönlere gidişine ve hızına  bayılırmış.

Can, sabah kahvaltısından sonra dışarı çıkıp, ağacın en kalın dallarının birinden sallanmaya başlamış. Levent, Can’ların yaşadığı ağacın üzerinden süzülmüş ve Can’ın tutunduğu dala konmuş.
-Sen neden böyle dala tutunuyorsun.
-Ben uçamam kanserim.

Levent, “Biliyor musun ben de kanserdim. Uçmak çok güzel birşey. Uçabilmek için kanseri yenmek zorundasın. Ben yapabildiysem sen de yapabilirsin” dedikten sonra kanatlarını açarak, kendini bulutların üzerindeki ağaç dallarından aşağıya bırakmış. Levent’in kanatlarının rüzgarı, Can’ı neredeyse düşürecekmiş. Can büyük bir hayranlıkla onun havada  süzülüşünü izlemiş. “O yapabildiyse ben de yapabilirim” diye düşünmüş. Levent o günden sonra ona ilham veren, yolunu aydınlatan bir kahraman haline gelmiş. Gördüğü herkese Levent’in hikayelerini anlatmaya başlamış. Can o kadar güzel anlatıyormuş ki, tanımadığı insanlar bu hikayeleri dinlemek için defalarca Can’ın tutunduğu dala geliyorlarmış.

İyileşebilmesi için yapılan ameliyattan sonra kanatlarını çırpmak için defalarca denemeler yapmış. Ancak kendisini boşluğa bırakacak cesareti toplayamamış. Evlerinin yanındaki ağaçta yaşayan bir arkadaşı gelip, kötü haberi verene kadar Levent gibi uçabilmenin hayallerini kurup durmuş. Arkadaşı Can’a;
-Hani Levent vardı ya.
-Evet
-Biliyor musun uçarken görünmez bir kanat daha takıyormuş.
-Hayır O yapmaz böyle bir şey.
-Maalesef yapmış.
-Hep onun gibi olmak istemiştim.
-Kim istemez ki.

Can, karşısında batmakta olan güneş gibi kaybolan umutlarını, çaresizlikle kabullenmiş. Tutunduğu dala bakmış ve “iyi ki sen varsın” demiş.

Birden bir çatırtı sesi duyulmuş. Tutunduğu dal, ağacın gövdesinden ayrılmaya başlamış. İçinden “hayır olamaz” diye geçirmiş. Dalın kırılmasıyla birlikte, boşluğa doğru düşmeye başlamış.

Can aşağıya düşerken, tam karşısında doğmakta olan güneşin cılız ışıkları gibi, kanatlarını açmış. İlk anda büyük bir acı hissetse de, kanatlarını açabildiği kadar açmaya çalışmış. O andan itibaren kendisini gökyüzünde süzülürken bulmuş. Onu görenler parmaklarıyla diğerlerine işaret ediyor, gördükleri karşısında hayranlıklarını gizleyemiyorlarmış.
-Hey şunu görüyor musun?
-Ne kadar güzel kanatlar değil mi?
-Hayatımda gördüğüm en güzel kanatlar bunlar olsa gerek.
-Gökyüzünde böyle süzülmek için neler neler vermezdim.


Can ağaçların üzerinden geçerken, kendisi gibi ağaçların dallarına tutunmuş bekleyen sayısız çocuk görmüş. Elinden geldiği kadar onlarla konuşup, başarabileceklerini anlatmış. Can hikayeler anlatan bir çocukken, hikayesi anlatılan ve güzelliğine imrenilen biri haline dönüşmüş.

Gökten kırık bir dal düşmüş. Bu hikayeyi okuyan kişi o dalı almış ve tutunduğu dal kırılsa da, onu hayatta tutacak kanatların, içinde bir yerlerde olduğunu anlamaya başlamış.


***

Yazarın notu: Bu yazı, gerçek hayattan hikayeler anlatan ama en az onlar kadar kendi hikayesinin de anlatılması gereken bir adama saygıdan kaleme alınmıştır. Umarım daha uzun yıllar kanatlarını çırpmaya ve bizlere ilham vermeye devam eder.


Yazıdan sonra dinlenecek şarkı:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder