9 Nisan 2014 Çarşamba

Sizden Önce

Evinin kiremitlerini satarak maça bilet alan, incecik sesli biri vardı. Şemsi derlerdi. Şemsettin Demirparmak. Maç öncesi tellerin üstünden atlar, polisleri peşine takar, ortaya kadar gelir, içinden kırmızı-siyah bayrağını çıkarırdı. Polisler onu yere yıktığında, tribünler bir olur yuh çekerlerdi, tepkiden çekinir bırakırlardı. Birbabayı çektirip yerine dönerdi. Nur içinde uyusun. Onu gördüm ben, onu yaşadım. Sizden önceydi. Cebimizdekileri almadan önce, artık kiremitleri olmayan o evin kapısına da, pencerelerine de göz dikmenizden önce.


Askerden kaçıp, kamyon kasasında otostopla maça geleni gördüm. Ya dönünce ne yapacaktı. Gönül verdiği takımı için askerliğini uzatmaya dünden hazırdı ki. Sizden önceydi. Sevdamıza ipotek koymanızdan çok önce.

Açık tribünde, güneş tepedeyken ve maça saatler varken, tanımadıklarıyla suyunu paylaşanlar gördüm. Bazen kavrulurduk güneşlerde, bazen ıslanırdık yağmurlarda. İtfaiye çağırırdık serinlemek için, ısınırdık omuzomuzalarda. Tabii sizden önceydi. Köfte ekmeğimize el uzatmadan çok önce.


Yarın sınavı olmasına rağmen, sabaha kadar pankart boyayanlar gördüm. Sizden önceydi. Gençliğimizi çaldığınız günlerden çok önce.






Sevdasını kitap yapanı gördüm. Tek başına yazamadığından değil, birlikten kuvvet doğar diye herkesin anılarından oluşan. Miras bırakmışlar sevdalarını çocuklarına. En değerli şeyleri oymuş zira. Sizden önceydi. Mirasımıza bile göz dikmeden önce.

Yenildiğinde sinirini en yakınındakinden çıkaranı gördüm. Gece uyuyamayanı. Sizden önceydi. Uykusuz gecelerimize, gece katmadan çok önce.




Bir keresinde kupa finalinin ilk ayağını oynuyorduk Ankara'da. O sezon en önemli maçımızdı. 5-0 yenilmiştik. Hala en önemli dönüm noktası maçlarımızı kaybetmeye devam ediyoruz. Herşeye rağmen son ana kadar umudunu kaybetmeyenleri gördüm ben buralarda. Sizden önceydi. Siz umutlarımızı çalmadan önce.

Yandaki şehrin çocuklarını davet etmiştik. Gelin bir maç yapalım sezon öncesi diye. Farklı renklerle, aynı tribünde oturmuştuk. Onlar şimdi amatöre gitseler de, hem sevip hem de kavga ettiğimiz dostlar kazanmıştık. Sizden önceydi. Siz onları çalmadan önce.




Deplasmana gitmiştik. İstanbul'daydık. Şu anda milyon dolarlık dairelerin yükseldiği yerdeydik. Rakibimizin taraftarı için özel bir gündü. Rahmetli amigolarını anıyorlardı. Hep atıştık ama o an gelince alkış tuttuk, acılarını paylaştık. Sizden önceydi. Acılarımıza acı katmadan önce.



 
Bir arkadaş var. İşleri yoğun, bir ayağı yurt dışında. Bana anlatır durur. "Maçtan önce Kazan'a giderdik. Oradan da maça. Özledim be abi" diye. "Ulan" demiştim bana yaşatmadın şu ambiansı bir kere. Söz vermişti, "abi, seneye gelince götüreceğim seni" diye. Sizden önceydi. Siz planlarımızı bozmadan önce.




Ankara'da yaşayıp da, Gençlerbirlikli çocuklarla maça gitmemek olmaz. Onlar tribünlerin aklı başında, okumuş çocukları. Devre arasında bile okuyor bazıları. Kızların parmakları kırmızı siyah ojeli. Yaşlı amcalar, yaşlı teyzeleri kollarına takıp gelmişler. Sevgililer elele. Maç öncesi yorumları duysanız hepsi Köln Spor Akademisi mezunu sanarsınız. Maç biter, aynı. Onları izlemek, onlarla yanyana maç izlemek ayrı bir keyiftir. Sizden önceydi bunlar. Siz keyiflerimize keder katmadan önce.

Sizden önce, bilet parası olmayan ufaklıkları önümüze katardık içeri girerken. Kapıdaki görevliyle de tartışarak. Sizden sonra "abi 1 liran var mı?"

Sizden önce buralar sinema tiyatro değildi. Bağırmayan taraftar siktirsin gitsindi.
Sizden önce bu maçı alacaz, başka yolu yoktu. Sizden sonra passolig'i olanlar siktirsin gitsindir.
Dedim ya umutlarımız gibi herşeyimizi çaldınız diye. O yüzden gelecekten umudumuz olmayabilir. Geriye sadece öfkemiz kaldı. Onunla da neler yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Önce, bu sisteme "evet" diyen taraftarı olduğumuz kulüplerin yönetimlerinden başlayarak.

***


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder