22 Haziran 2009 Pazartesi

Gazozuna Maç

Elindeki maç biletine baktı. Onun son maçı gibiydi. Bilet koleksiyonuna ekleyeceği son bileti satın almıştı belki de. Ağrıları artmış, geceleri uyuyamaz hale gelmiş, doktorlar ilaçlarını kesmişti ve O, son bir kez formasını giyip tribündeki yerini almıştı. Sezonun bu son maçından sonra, yeni sezonun açılışını göremeyeceğini hissediyordu. O 90 dakika hiç bitmesin istedi. Tribünlerin yankısını, “gooool” sesini, kaçan gollerden sonraki “ahhhh” çığrışlarını özleyeceğini düşündü. Hakem maçı bitirdiğinde bir sezonun sonu geliyordu. Tribünler yavaş yavaş dağılırken, o biraz daha kalmak istedi. Görevli gelip de, “hadi amca” dediğinde eliyle “tamam” der gibi bir işaret yaptı. Herkes gitmiş, geriye sadece tribündeki kağıtları toplayıp harçlık yapacak, hurdacı çocuklar kalmıştı. Onlar da gidince başka bir görevli geldi. “hadi amca” diye seslendi. Ses gelmeyince, yanına gitti. Eliyle omzundan dürttü. “Amca kapatıyoruz” dedi. Görevlinin sarsmasıyla vücudu yan koltuğa devrildi. O zaten gitmişti.

“Gazozuna maç” derler. Hani “iki amacı olmayan takımın maçı” dedikleri gibi. Herşey puan değildir. Kazanmak veya kaybetmenin önemli olmadığı zamanlar da vardır. Başkaları için ne ifade ettiğini asla bilemezsiniz. Sizin için gazozuna maç olduğunda, ihtiyarı düşünün. Öylesine bir maçın asla olamayacağını anımsayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder